“Türkiye Türklerindir” söylemi kalkacaktır
Türk ekonomisi ve demokrasisi paralel olarak gelişmekte ve Türkiye bölgesel bir süper güç haline gelmektedir. Türk ekonomisi öyle iyi gidiyor ki, AB ileride Türkiye’yi üye yapmak için yalvarabilir, Türkiye ise vazgeçtim diyebilir. AK Parti hükümeti, Kürt sorununu çözse tarihe geçer.Yeni anayasada “Türkiye Türklerindir” söylemi kalkacaktır.
Western Ontario Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi Profesörü ve Bölüm Başkanı olan Tözün Bahçeli, 40 yıldır Kanada’da yaşayan bir Kıbrıs Türkü. Kıbrıs sorunu, Türk ve Yunan ilişkileri ve Türk dış politikası konusunda kitapları ve akademik makaleleri bulunuyor. Editörü olarak katılımda bulunduğu ve ortak yazarlarla yayımladığı eserler arasında; “1955’den beri Türk Yunan İlişkileri”, “De Facto Devletler ve Bağımsızlık Arayışı”, “Türkiye’de Milliyetçilik Politikaları, AKP ve Kürt Sorusu” ve “Politik İslam, Kemalizm ve Kürt Sorunu” adlı kitaplar bulunuyor.
Toronto Üniversitesi’nde Munk Okulu ve Global İlişkiler Kurumu ile Çok Kültürlülük Diyalog Enstitüsü’nün (IDI) ve Saygı Türk Kanada Akademisyenler Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği “Türkiye’nin Ekseni Batı’ya mı, Doğu’ya mı?” başlıklı seminere konuşmacı olarak katılan Bahçeli ile Kıbrıs, Kürt sorunu ve yeni anayasa çalışmaları üzerine konuştuk.
FARUK ARSLAN/CANADATÜRK
Öncelikle uzmanlık alanınızdan, yani Kıbrıs’tan başlayalım. Türk ve Rum kesimleri halinde bölünmüş Kıbrıs Adası'nın bağımsız bir devlet olarak birleştirilmesini içeren Annan Planı 2004 yılında referandumla oylanmıştı. Türk tarafı evet dedi, Rumlar ise hayır. Şu anda gelinen noktada Türkiye ve KKTC referandum kartını iyi kullandı diyebilir miyiz?
- Siyasette kozlar ilelebet kullanılamaz. Kaç sene Rumların iki yüzlülüğü anlatılabilir? Şu anda hiç bir taraf bastırmıyor, dolayısıyla sorunun çözümü rafa kalktı. Rumların, masaya oturmaya niyeti yok. Türkiye, AB üyeliğinde önüne engel olarak çıkartılan Kıbrıs şartını ‘de facto’ olarak ortadan kaldırmıştır.
Diyelim ki 2015’de AB üyeliğimiz onaylanacak, Kıbrıs’da verilecek tavizler nelerdir?
- Garanti devlet anlaşmalarından taviz verilebilir. Halen İngiltere, Türkiye ve Yunanistan garantör devletlerdir. Asker sayısında taviz Annan planında da vardı. Maraş ve Güzelyurt’un bir kısmı Rumlara verilebilir. Zaten bu topraklar diplomaside pazarlık için 1974’de fazladan alınmıştı. Toprak tavizi kaçınılmazdır. Bakın, ODTÜ, Kıbrıs’ta tam da Güzelyurt’ta bir kampüs inşa etti. Bir şeyler biliyor olmalılar ki, kampüsü Türk tarafında kalması muhtemel kısımda inşa ettiler.
Ölümünden hemen önce Turgut Özal’ın KKTC ve Kuzey Irak’ı Türkiye ile birleştirip Türkiye Anadolu Federal Devleti adıyla federasyona geçme projesi vardı. Sizce AB, Türkiye’yi almazsa bu formül tekrar gündeme gelebilir mi?
- Özal’ın Kuzey Irak’la birleşme önerisini duymuştum ama KKTC’yi de plana kattığını bilmiyordum. Türk ordusu Özal’ın Kürt planına karşı çıktı. Bu arada Türkiye bugün 1990’ların zayıf ülkesi değil. Türk ekonomisi öyle iyi gidiyor ki, AB Türkiye’yi üye yapmak için yalvarabilir, Türkiye ise vazgeçtim diyebilir. Yunanistan battı, Portekiz ve İspanya’da zor durumda. Kürt sorunu ve insan hakları konusunda AK Parti, Türkiye’ye önemli aşamalar kaydettirdi. Türkiye’nin ekseninin doğuya kaydığı abartılmaktadır, İran başta olmak üzere Ortadoğu, Afrika, Avrupa ve Asya politikalarında Türkiye denge politikaları izleyerek büyük devletliğine yakışır biçimde davranmaktadır. Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Henry Kissenger’ıdır. Türk ekonomisi ve demokrasisi paralel olarak gelişmekte ve Türkiye bölgesel bir süper güç haline gelmektedir. İç sorunlarını da çözdüğü zaman Türkiye’yi kimse tutamaz.
İç sorundan kastınız Kürt sorunu olsa gerek...
-Evet en önemlisi o. AK Parti hükümeti, Kürt sorununu çözse tarihe geçer. Son 9 yılda muazzam gelişmeler oldu. Kürt kimliği ortaya çıktı ve resmen tanındı, baskılar ortadan kaldırıldı. Faili meçhul cinayetler durdu, bir suç şebekesi yargı önüne çıkartıldı, yargılanıyor. Açıklar kapatılıyor.
Bu sorunun çözümü kolay olacak mı?
- Merkezi Ankara yönetimi anlayışı yetersiz kalıyor. İnsiyatifin, maddi destekler artırılarak şehirlere, yerel idarelere verilmesi gerekiyor. Bazı konularda devletin imkanları da yetersiz. Kürtçe eğitimin ana okulu, ilk, orta, lise ve üniversite seviyesinde verilmesi yakın gelecekte bu nedenle gerçekleşmeyebilir. Harran ve Bilgi Üniversitelerinde Kürt Enstitüleri açıldı, daha da açılacaktır. Özel televizyon ve radyolar Kürtçe yayın yapıyorlar. Kürt politikacılar Kürtçe faaliyet gösterebiliyor, hapishanelerdeki mahkumların ve ziyaretçilerin Kürtçe konuşmasına izin veriliyor. Bunlar daha önce tabu olan şeylerdi. AK Parti’nin Kürt seçmenin yoğunlukta olduğu yerlerden yüzde 75 oranında oy alması, Kürt halkın AK Parti’ye olan güvenini gösteriyor.
Peki BDP ve PKK neler istiyor veya isteklerinde makuliyet var mı?
- Geçtimiz yıl, bazı Cengiz Çandar ve Hasan Cemal gibi liberal aydın ve gazetecilerinde katıldığı Diyarbakır’da yapılan bir toplantıda BDP taleplerini açıkca gündeme getirdi. Katılımcıların birçoğu hayret ettiler. Yerel yönetimlerin bayrağı olsun, silahlı teşkilatları bulunsun istiyorlar. Kürtçenin anayasal güvenceyle resmi ikinci dil olmasını ve kültürel haklar, devlet destekli Kürtçe eğitimini talep ediyorlar. Abdullah Öcalan’ı da kapsayan PKK militanlarına genel af gündemlerinde. Yüzde 10’luk seçim barajının kaldırılması Öcalan’la masaya oturulması da şartlar arasında. Fikir üretelim diyorlar ama bunlar çok radikal öneriler. AK Parti ve devletin güç merkezlerini bunlar korkuttu, “Bunların asıl niyeti nedir acaba” sorusu ortaya çıktı. Elbette teklifleri ciddiyetten uzak, kabul edilemez talepler. Belki Öcalan’ın İmralı’dan çıkartılıp cezasını ev hapsinde doldurması sağlanabilir. Yeni anayasada “Türkiye Türklerindir” söylemi kalkacaktır. Bu süreçte PKK’nın tavrı da önemlidir. Öcalan, acımasız ve bencil kişiliğine rağmen halen PKK üzerinde ve Kürt halkının önemli bir kesiminde etkilidir. Çok öncelerden beri devlet ile Öcalan görüşüyor ancak bu görüşmelerden halen somut bir netice alınamadı.
Değişen CHP yeni yüzüyle Kürt sorununun çözümüne katkıda bulunabilir mi?
- CHP, 1992’de Kürt sorunu çözüm planı hazırladı, ancak uygulamaya koymadan rafa kaldırdı. Ne kadar hata ettiklerini görüyorlar. Kürt seçmeninden CHP oy alamıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına gelmesi, CHP’nin statükocu damarının yumuşamasını simgeliyor. Sezgin Tanrıkulu gibi Kürt politikasında etkili olabilecek bir ismi vitrine taşıyorlar. Kürt sorunu konusunda açılım yapmazlarsa AK Parti ile rekabet yapamazlar. CHP, öncelikle kendi kimlik sorununu çözmeli sonra da Kürt kimliği meselesine sağlıklı katkıda bulunmalıdır. Kürtlere ‘dağ Türkü’ denildiği, Kürtlerin 2. sınıf vatandaş sayıldığı, işkence, baskı ve yasaklara maruz kaldıkları darbe dönemleri geride kalmıştır. AK Parti, Kürtlere bugüne kadar gelen Türk hükümetlerinin hepsinin üstünde haklar vermiştir ve 12 Haziran’daki seçimden sonra Kürt açılımını anayasaya taşıyacaktır.



Yorum gönder