Dostlukları özleyeceğim
Başkonsolos Levent Bilgen: Toplum içinde kurduğumuz dostlukları özleyeceğim. Onun için biraz da yutkunarak ayrılıyorum.
Levent Bilgen, 2 yıl önce merkezi Montreal’de bulunan Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilciliği’nde göreve başladıktan sadece 6 hafta sonra Toronto’ya Başkonsolos olarak atanmıştı. Toronto’nun kurucu Başkonsolosu olan Bilgen, görev süresini yeni yarılamışken New York Başkonsolosluğu’na getirildi. Oldukça hızlı bir şekilde kariyer basamaklarını tırmanan Bilgen, 1 Aralık’ta yeni görevine başlayacak. New York, Levent Bilgen’in yabancısı olmadığı bir şehir. Kendisi daha önce BM nezdindeki Türkiye Daimi Temsilciliği’nde görev yapmıştı.
2 yıllık Toronto görevinin 14 ayını Başkonsolosluğun açılması için harcayan Bilgen, bu süre zarfında “müteahhit şapkamı hiç çıkarmadım” diyor. New York’ta Türk Evi’nin yıkılıp yeniden inşaası projesini de yürütecek olan Bilgen, böylelikle müteahhit şapkasını tekrar başına takacak. Bir önceki yazımızda, bu durumu, “Kazandığı tecrübelerle kendisini TOKİ’nin başkanı olarak görürseniz şaşırmayın” şeklinde yorumlamıştık.
Kanada Türk toplumunun gönlünde taht kuran Levent Bilgen’e CANADATÜRK olarak yeni görevinde başarılar diliyoruz.
HASAN YILMAZ/CANADATÜRK
New York’a yolculuğunuz ne zaman?
- Kasım ortası için planlıyorduk, ama iki haftalık bir gecikmeyle Kasım sonu hareket edeceğim ve 1 Aralık’ta yeni görevime başlayacağım.
Heyacanlı mısınız?
- Daha önce görev yaptığım bir şehir. BM Daimi Temsilciliği’nde görev yapmıştım. Türk Evi’nde Başkonsolosluğumuz ile aynı binadaydık. Şimdi Amerikalı Türk vatandaşlarımızla daha iç içe olabileceğimiz bir göreve gidiyorum. O çerçevede aynı zamanda belli bir trafiği de olan bir temsilcilik. Özellikle üst düzey heyetlerimiz açısından da yoğun bir kavşak. Önemli bir proje de söz konusu. Türk Evi’nin kapsamlı restorasyonu planlanıyor. Mevcut binanın yerine, temsil niteliği daha yüksek, daha modern ve daha büyük bir yapının inşası görevi de bizi bekliyor.
Yine inşaat işleri desenize...
- Açıkcası burada müteahhitlik şapkamı çıkardım diye seviniyordum ama galiba bu işlerle bir süre daha uğraşacağım…
Toronto’ya Başkonsolos olduğunuz haberini aldığınız anda yaşadığınız duygularla New York Başkonsolosu olduğunuzu haber aldığınızda yaşadığınız duyguları karşılaştırabilir misiniz?
- Toronto’ya atanmam ile yeni görevimle ilgili heyecan duygularım birbirlerinden farklı heyecanlar.
Nasıl bir fark?
- Toronto’da ilk defa bir misyon şefi olarak görev aldım. Ayrıca, yeni bir misyon kurulması görevinin de verilmesi, açıkçası o heyecan ile bağlantılı sorumluluğu daha da arttırdı. Hizmet için iki taşı üst üste koymanın ne kadar zor olduğunu, özellikle bizim gibi teşkilatlarda bir dış göreve gittiğimiz zaman kurulu bir yere gitmenin ne büyük bir lütuf olduğunu anladım. Aileye de büyük bir yük getiriyor. Ancak çok tatminkâr birşey. Şimdi burada oturabiliyor ve sohbet edebiliyoruz. Vatandaşlarımız gelip, işlemlerini yaptırabiliyorlar. Başkonsolosluğumuzu buranın çalışma şartlarında belli bir olgunluğa makul bir sürede getirebildiğime inanıyorum. Tabii bu süreçte ve hizmetimizde ne kadar başarılı olduğumuzu esasen vatandaşlarımız takdir edecek ya da yerecekler.
Siz bir değerlendirme yapın dersek, geçen 2 yılda başarılı olundu mu?
- Bence evet. Hiç kimse kendisini başarısız görmek istemez ama biraz patinajda kaldığımız dönemler de oldu. Tabi onun da benim açımdan makul bir izahatı var. İster istemez Kanada bürokrasisi ile bizim bürokrasimizin çarpıştığı noktalar oldu. Bu durumlarda bazı şeyler biraz sürüncemede kaldı. Tabii ki, ben de göreve gelir gelmez, hemen birkaç ay içerisinde Başkonsolosluğumuzu açabilmek, hemen 5’inci vitese geçip hızlı koşabilmek isterdim. Toronto’ya ayak bastıktan sonra kapıları açıp hizmeti başlatabilmemiz 14 ay sürdü.
Bu projeyi olgunlaştırabilmek için mesai arkadaşlarımın büyük bir özveriyle çalıştıklarını özellikle vurgulamak isterim. Açılışımızdan bu yana geçen süreçte inanın o özveriden bir adım geri atılmış değil. Tabii ki bazı eksikliklerimiz olabilir. Ama baktığınız zaman iyi niyet , özveri ve çalışkanlık olarak ben buradaki mesai arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Bu konuda onlar adına rahatlıkla konuşabilirim.
İlk atandığım zaman, Toronto’da vatandaşlarımıza sadece belge düzenleyen bir Başkonsolosluk olmamamız gerektiği kanaatindeydim. Çünkü Kanada’nın İstanbulu’ndayız. Yapılması gerekenlere ilişkin dosyalar çok kabarık. Ticaret Ataşemiz geldi ve görevine başladı. Şimdi bir yardımcısının da gelmesi sözkonusu. Din Hizmetleri Ataşeliğimiz de açılacak.
Toronto’da siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda zengin, ilgi bekleyen ve çalışma gerektiren bir portföy mevcut. Bu konuda her kulvarda koşmaya gayret ettiğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Bu kadar önemli görevler üstlenen Konsolosluk neden bu kadar geç açıldı?
- Aslında planlama çok önceleri yapılmış. Ancak ülkemizde 1999’da meydana gelen büyük depremler ve arkasından yaşanan 2001 mali krizi nedeniyle bugünlere gelinmiş. Bize kısmet oldu…
Bir Konsolos gözüyle Kanada Türk toplumu değerlendirebilir misiniz?
- Burada toplumumuz yeni , halen ilk nesil faal durumda. Bununla birlikte, giderek büyüyen bir toplumsal yapımız var, toplumumuzun da bir çeşitliliği var. Toplumumuzun buradaki ayak izini daha büyük görmek istiyorum. Fakat sadece sayılarla değil, toplum olarak yapılanlarla, başarı hanesine koyabildiklerimizle, ekleyebildiklerimizle olmalı bu gelişme. Katmanların zenginleşmesi ve safların olabildiğince sıklaştırılması, ortak payda alanının genişletilmesi toplumumuzun lehine olacak şeyler. Bu konuda ciddi icraatlar yapan insanlarımız var. Bunu görmek sevindirici ve buradaki toplumun geleceği açısından umut verici. Tabii ki öz eleştiriye açık hususlar da var.
Nedir onlar?
- Bazı kırılganlıklar olmuş. İster istemez bazı fay hatları mevcut. Ancak bu fay hatları her toplumda var ve gayet doğal şeyler. Benim şahsen ve Başkonsolosluğun bir yetkilisi olarak yaklaşımım olabildiğince her zaman kucaklayıcı olmak yönündeydi. Bunu da etkinliklerimizde, milli günlerimizde, bayramlarımızda, derneklerimizle biraraya gelerek, saf tutarak yapmaya çalıştım. Kanada’da yeni nesillerimizin geleceği açısından bu yaklaşımı canlı tutarak ve mümkün olabildiğince birlikte hareket edebilmemizin yararlı olacağına inanıyorum.
Toplumumuz içinde girişimci ruhlu, atılgan, yaratıcı bireylerimizin kendi bulundukları ortamlarda sadece kendilerini değil, ülkemizi de temsil ettikleri bilincini taşımaları gerektiğine inanıyorum. Esasen, toplumumuzun her bir bireyi ülkemizi temsil etmektedir. Esas Başkonsoloslar onlar, esas Türkiye onlar. Toplumumuz ne kadar kuvvetli olursa Türkiye’yi temsil eden resmi yetkililer o kadar kuvvetli olur. Ülkemiz ne kadar gelişirse, toplumumuzun itibarı da o kadar artar. Bu sinerjiyi oluşturmamız gerektiğine inanıyorum. Bu sinerjiyi tesis etme yönünde bazen engellerle karşılaşıldığını da görüyorum. Bunları olgunlukla, mantık çerçevesinde, dayanışma prensibi temelinde aşabileceğimizi ümit ediyorum.

İsterseniz biraz da Konsolosluk işlemleri ile ilgili konuşalım...
- Başkonsolosluğumuzun görev alanı Kanada’nın hemen hemen üçte ikisini kapsıyor. Vancouver’dan Ottawa’nın batısına kadar uzanan görev bölgemizde vatandaşlarımızın sayısı tahminimizce 40 bin civarında. Bunu kesin bir rakama indirgemek mümkün değil, çünkü, vatandaşımız var buraya göç ediyor, hiçbir şekilde bizlerle irtibatı olmuyor, veya göç ediyor ve yılın büyük bir bölümünü Türkiye’de geçiriyor; PR kartını aldıktan sonra birtakım sosyal haklarını korumak için Kanada’ya giriş-çıkış yapıyor. Veya Kanada’ya yerleştikten sonra, ilk başta bir işi oluyor, sonra yaşamın yoğunluğu içerisinde bizimle irtibatı seyreliyor. Vatandaşımız başvurduğunda, yapılan işlemle birlikte bir dosyası açılıyor ve gelip gittikçe bu dosya faal olarak tutuluyor. Başkonsolosluğumuzda böyle aktif dosyaların yanı sıra, yıllardır işlem görmemiş vatandaş dosyaları da bulunuyor. Başkonsolosluğumuz açıldığı zaman Büyükelçiliğimizden, görev bölgemize ait 10 bini aşkın dosya devraldık. Vatandaşlarımız işlem için Toronto’ya geldikçe dosya sayımız da haliyle artıyor.
Günlük ortalama ne kadar başvuru alıyorsunuz?
- Günde 50 civarında bireysel başvuru alıyoruz. Buna ilaveten, çok sayıda posta yoluyla yapılan başvurular da ulaşıyor. Bayağı bir hacim sözkonusu.
Telefonlar çağrı merkezine mi, doğrudan size mi geliyor?
- Sistemimizde temsilciliğe doğrudan ulaşılamadığı durumlarda, talebin Çağrı Merkezi kanalıyla iletilmesi imkanı bulunuyor. Dünyanın dört bir yanındaki vatandaşlarımızın erişebileceği Çağrı Merkezimiz aktif ve donanımlı. Bu imkanı, genel nitelikli soruları karşılamaya yönelik, vatandaşa sunulan iyi bir hizmet olarak görmek lazım. Öte yandan, Çağrı Merkezimizin Kanada özelinde bazı konulara hakim olmaları mümkün değil. Böyle durumlarda başvuruları doğrudan Başkonsolosluğumuzdaki ilgililerin dikkatine getiriyorlar.
Yeni bir yerin oturması süreci zordur ve uzun sürer. Sizde durum nasıl?
- Yeni kurulan bir yerin mutlaka genel sıkıntıları olur. Hatta açılış konuşmamda söze özür dileyerek başlamıştım, hatırlarsanız. Beklentileri bildiğimden ve ihtiyacı layıkıyla karşılayabilmek bakımından geçiş sürecimizin biraz yavaş ilerleyeceğini söylemiş, olabilecek bazı aksamalar için peşinen özür dilemiştim. İşlem hacmini karşılayabilmek için personel altyapımızın takviye edilmesi gerekiyor.
Türkiye’nin dostu olmayan gruplar var Kanada’da. Zaman zaman Konsolosluk önünde gösteriler de yapılıyor. Hiç güvenlik endişesi yaşadınız mı?
- Maalesef bu tür gruplar burada mevcut. Bu yıl Başkonsolosluğumuz önünde birkaç kez gösteri yapıldı. Gösteriler benim için sürpriz olmadı, tehdit boyutuna varacak bir durum da yaşanmadı. Açıkçası yaşanmamasını da temmeni ederim. Bu grupların yanlış yaklaşımlarını görüyoruz ve bu hususları yetkili makamlarla paylaşıyoruz. Ayrıca, Kanada’da geçmişte yaşanan acı örnekler var. 1982’de Ottawa’da Albayımız şehit edildi, 1985’de Büyükelçiliğimiz basıldı. Gösterilerin böyle kabul edilemez boyutlara varmaması ve bu tür acıların tekrar yaşanmaması önemli. Bu sadece bizim açımızdan değil, ev sahibi Kanada açısından da önemli. Terör konusunda Türkiye’nin çok acılı, ağır maliyetler getiren tecrübeleri var ve maalesef halen de oluyor. Terörizmle mücadele konusunda edindiğimiz birikim Kanada’dan çok daha fazla. Dolayısıyla, burada herhangi bir gösteri yapılacağı zaman, bu gösterilere yönelik hazırlıklar ve siyasi söylemler ortaya konulduğu zaman, yerel güvenlik makamların gerekli önlemleri alması önem arzediyor. Bugüne kadar Kanada makamları bu konuda gereken işbirliğini gösterdiler.
İlk görev yeriniz Montreal’di, sonra Toronto’ya geldiniz. İki şehri karşılaştırabilir misiniz?
- Montreal’in tarihi bir ortamı, bir çekiciliği var. Bu ortamı sevmiştik ailece. Hatta orada az kaldım diye, yeterince dolaşamadım diye hayıflanıyorum. Ama Quebec’in politikaları neticesinde kayıplar yaşamış, özel sektör, finans çevreleri Toronto’ya kaymış. Bu da Toronto’nun daha hızlı gelişmesine katkıda bulunmuş. Sizlerden bir nesil önce buraya gelen dostlarımız bana, 20 yıl önce Toronto’da sadece birkaç gökdelen bulunduğunu söylemişlerdi. Şu anda 60 kadar gökdelen GTA çevresinde inşaat halinde. İnşaat ve emlak sektörü ile bir süre iç içe yaşayınca bu gelişmeleri yakından takip ediyorsunuz... (Gülüşmeler). Toronto’nun cazibesi belli. İyi bir “hub”. Kuzey Amerika’nın üç finans merkezinden birisi, Kanada’nın da kültürel merkezi. Bu şehri sevmemek mümkün değil.
Kanada’da yaşayıp, kış mevsiminin şiddetinden bahsetmemek mümkün değil. İki şehri kıyaslarken, şansımıza Toronto’da bulunduğumuz süre zarfında kış aylarının nispeten yumuşak geçtiğini söyleyebilirim. Montreal’de ise daha keskin bir soğuk yaşanıyor kış aylarında.
Daha önce New York’ta yaşamış bir kişi olarak Toronto mu New York mu diye sorsam?
- Şehir olarak tabii ki New York, zira New York’un farklı bir cazibesi var. Ama iki şehri karşılaştırmak da istemiyorum açıkçası.
Toronto’nun en fazla neyini özleyeceksiniz?
- Sakin ama modern yapısını. Ayrıca, buraya yakın mesafedeki Muskoka göller bölgesini.
Tim Hortons?
- Pek değil. Burada bulunduğumuz sürede toplum içinde kurduğumuz dostlukları özleyeceğim. Onun için biraz da yutkunarak ayrılıyorum.
Yanınızda Kanada’dan anı olarak ne götürüyorsunuz?
- Burada kullandığımız parkalarımızı... (Gülüşmeler). Gelir gelmez ilk iş olarak buranın hava şartlarına uygun parkalar almıştık.Aslında dostlukları taşımak istiyorum. İşin güzel tarafı New York yakın bir şehir. Buradaki dostlarımızın bazı vesile lerle New York’a gittiklerini biliyoruz. Dolayısıyla bu hat biraz canlı kalacak gibi…

Başkonsolos Levent Bilgen (solda) ve CANADATÜRK Genel Yayın Yönetmeni Hasan Yılmaz



Yorum gönder