Anasayfa | YAZARLAR | PINAR ŞENKAYA | Türkiye’den evlenmek şart mı?

Türkiye’den evlenmek şart mı?

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font

“Ben Toronto’da yaşayan bir bayanım. Ailem 1986 yılında Kanada’ya göç etmiş. Ben burada doğdum. Babam inşaatlarda, annem ise halen fabrikalarda işçi olarak çalışıyor.  İki erkek kardeşim var, onlar da inşaatlarda çalışıyorlar.
Ailemin baskısı altında büyüdüm. Kötü yollara düşmeyeyim diye liseye göndermediler. On yedisinde Türkiye’den bir akrabamızla nişanlandılar. Yaşım 18 olunca da evlendik. 
Evlenme kararını ailem aldı ve evleneceğim kişiyi de ailem seçti.
İlk başlarda her şey yolunda gitti. Eşim beni çok sevdiğini söylüyor, çok güzel davranıyordu.
Ancak Kanada’ya geldikten sonra büyü birden bozuldu sanki. O beni çok sevdiğini söyleyen adam gitti, yerine kadınlar peşinde koşan, kumarhanelerde sabahlayan başka bir adam geldi.
Bu arada iki çocuğumuz oldu. Sadece bana karşı değil çocuklarına karşı da ilgisizdi.
Bu şekilde bir hayata daha fazla dayanamadım ve boşanmaya karar verdim.
O da dünden razı imiş, hemen kabul etti. Benimle de sadece Kanada’ya gelebilmek için evlendiğini itiraf etti. 
Boşanma kararından sonra ailem beni dışladı. Şimdi çocuklarımla birlikte hayata tutunmaya çalışıyoruz.
Benim gibi ailelerin kararıyla evlendirilmiş ve sonrasında boşanmış onlarca tanıdığım var. Sadece kızlar değil, erkekler de aynı sorunu yaşıyorlar. Bizim oraların tabiriyle hovardalığa başladığında başını bağlayalım denilerek genç yaşta memleketten, genelde de akraba kızlarıyla evlendiriliyorlar.
Aileler, bu kız ya da erkek Kanada’da büyüdü, buranın kültürünü aldı. Türkiye’den getirilen gelin veya damat bu kültüre alışabilir mi? diye hiç düşünmüyorlar.
Benim ailem tabiri caizse bana nefes aldırmadı, tek başıma sokağa bile çıkmama izin vermedi. Belki bu yüzden birlikte olduğum bir erkek arkadaşım olmadı. Ancak pek çok kızın evlenmeden önce birden fazla erkek arkadaşı oluyor. Aynı şekilde erkeklerin de kız arkadaşı.
Aileler başlarını bağlama adına evlendirseler de pek çok örneğini gördüğümüz gibi bu arkadaşlıklar evlilikten sonra da devam ediyor.
Kısa bir süre önce bir tanıdığımız, oğlunun gerçekte kendi oğlu olmadığını çocuk altı yaşına gelince öğrendi. Meğerse eşi, evlendikleri günden beri onu eski erkek arkadaşıyla aldatıyormuş. Çocuk da bu kişidenmiş. Eşi ile erkek arkadaşını uygunsuz bir şekilde yakalamasının ardından çocuğa DNA testi yaptırmış ve gerçek ortaya çıkmış.
Bu olay gibi çok sayıda olay oluyor ama “millet ne der” denilerek saklanıyor.
Kanada’da doğan, ya da Kanada’ya küçük yaşta gelmiş kişilerin Türkiye’den ve özellikle de akrabadan birisiyle evlendirilmesine bir son verilmesi gerekiyor.
Bir garantisi yok ama en azından aynı kültürü almış kişilerin evliliğinin daha uzun süreli olacağını düşünüyorum.
Ben yandım ancak diğerleri yanmasın. Bu konuyu köşenizde işlerseniz çok mutlu olacağım. Sevgilerimle... Solgun Pamukkale”


Rumuzundan Denizlili olduğunu anladığımız bir okuyucumuzun mektubunu paylaştım sizlerle. Büyük bir sorun olan, ancak büyüklüğüne karşın dillendirilmeyen bir konuyu kendine bakan yönüyle ele almış okuyucumuz.
Ben de okuyucumuz gibi Kanada’da yetişmiş bir kişinin Türkiye’den evlen(diril)mesine karşıyım.
Bu şekil evlenip de mutlu olan çiftler var tabii ki ancak ezici bir çoğunluğun evliliği yürümüyor. Kültür farklılığı, değerlerin farklı algılanması, dil, dünya görüşü, eğitim düzeyi, beklentiler, bastırılmış duyguların açığa çıkması, kaba tabirle gözün açılması, adaptasyon sorunu, memleket ve aile özlemi, yalnızlık gibi etkenler bu evlilikleri sarsıyor. Bir tarafın ailesi Kanada’da olmadığı için de, sorunların çözümünde ailelerden faydalanılamıyor. Tam aksine Kanada’daki aileden baskı geliyor.
Kanada’daki Türk nüfusu gayri resmi rakamlara göre 100 bine yaklaşıyor. Evlenme çağına gelmiş çok sayıda kızımız da, delikanlımız da var.
Uygun olanı gençlerin kendileri gibi Kanada’da yetişmiş kişilerle yuva kurmaları.
Eğer erkekler Türkiye’ye gidip evlenmeye devam ederse buradaki kızların, kızların da aynı şekilde Türkiye’den evlenlemeye devam etmesiyle buradaki erkeklerin açıkta kalması söz konusu. 
Yabancı gelin ya da damat sorun olmaz diyorsanız ne alâ. Sorun olur diyorsanız Türkiye’yi unutun...

***

Zamparalığıyla ün salmış bir gencin annesi bir çay partisinde evlendirmek için oğluna hâfız bir kız aradığını söylemişti. Oldukça dindar olan tezyem de “Senin kızın bir gün birisiyle, bir başka gün birisiyle geziyor. Sen kızını hâfız yetiştirdin mi de hâfız gelin bakıyorsun” diye çıkışmıştı.
Teyzem de kendine göre haklıydı ama kadın, hâfız bir kızla evlenirse belki oğlu kötü huylarından vazgeçer umudu taşıyordu.
Bu formül tutmaz.
Eğer Kanada’da oğluma lâyık kız bulamıyorum diyorsanız kızlarınızı lâyıkıyla, yine eğer Kanada’da kızıma lâyık damat bulamıyorum diyorsanız erkek evlatlarınızı lâyıkıyla yetiştirin.


Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (1 gönderilen)

avatar
mehmet 11/02/2012 21:36:37
çok ilginç bir hikaye , davul dengi dengine demişler , boyu boyuma huyu huyuma uygun demişler, istisnalar var ama insanların bir birini anlıyabilmesi ve aynı kültür yada aynı eğitim bilgi seviyesinde olması gerekir
Çok iyi Çok kötü
0
Uygunsuzları bildir
toplam: 1 | gösteriliyor: 1 - 1

Yorum gönder

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

0