Anasayfa | YAZARLAR | PINAR ŞENKAYA | Eskiye mazi derler

Eskiye mazi derler

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font

Yazları çocukluğumun geçtiği dayımın köyünde o kadar çok farklı şeye şahit oldum ki saymakla bitmez.
Köy Karadeniz köyü olunca evler arasındaki mesafeyi siz düşünün. Ancak mesafenin uzaklığı hiç sorun olmazdı. Bakkala gitmek için 2, değirmene 3, camiye 2 kilometre yürürdük. Birkaç kilometre mesafede yaşayanlar yakın komşu sayılırdı. Komşu komşunun külüne muhtaçtı. Bir evde mutlaka tuz, şeker, hamur mayası veya yoğurt mayası eksilir ve komşunun kapısını çalınırdı. İnsanlar birbirlerini gözetler, işler imece usulü  bitirilirdi.
Düğünler şimdiki gibi şehirde düğün salonlarında değil, köyde olurdu. Anneler oğullarına kızları bu düğünlerde seçerdi. Önce kına gecesi, sonra gelin alma ve ardından cumalık yapılırdı.
Şimdiki gibi sokak lambaları, araba yolları yoktu. Yollar patika ve karanlıktı. Boş ispirto şişelerinin içine gazyağı doldurulur, şişelerin ağzından içeri fitil sarkıtılıp yakılırdı. Şimdi molotof kokteyli adı verilen ve terörist silahı olarak kullanılan bu aydınlatma aracı ile yolumuzu bulurduk.
Fındık hasadının yapıldığı ve harmanlandığı Ağustos ayı boyunca günde en az bir kaç kişi kapımızı çalardı. Bunlar fındık toplayıcıları ya da dilencilerdi. Toplayıcılar genelde yakında bulunan bir Kur’an Kursu’nun öğrencileri idi. Allah rızası için diyerek köylüden fındık toplarlardı. Dilenciler ise genelde doğu illerinden gelirlerdi. Köylerde boş çevirme adedi olmadığından dayım hepsine birer tas verir gönderirdi.
Yine yazları seyyar Kur’an okuyucular türerdi. Ölmüşlerinin ruhuna diyerek girerlerdi söze ve birkaç sayfa Kur’an okuduktan sonra para beklerlerdi.
Anneannem “Kur’an parayla okunmaz” diyerek para verdirtmezdi dayıma. Para yerine sofrayı kurar, misafirin karnını bir güzel doyurup gönderirdi.
Sonra hızarcılar vardı. Büyük hızarları olurdu bu kişilerin. Tezgâhlar kurulur, bu tezgâhlarda hızarla birlikte kerestelik ağaçları keserlerdi.
En ilgimi çeken ise sünnetçi idi. Sünnetçi kapıya kadar gelir, sünnet edilecek çocuk var mı diye sorardı. Eğer varsa hemen oracıkta sünnet ederdi. Bugünkü gibi merasimler falan olmazdı. Evde kim varsa çocuğu kucağına oturtturur, sünnetçi işini bitirip giderdi. Benim tanıdığım sünnetçi, oldukça yaşlı bir amca idi. Dayım, sünnetçinin 90 yaşın üzerinde olduğunu söyler, babasını, kendisini ve oğlunu bu kişinin sünnet ettiğini anlatırdı. Anlayacağınız dayımın köyü ve civar köylerde yaşlı genç hepsi onun elinden geçmişti. Bir yaz köye uğramayınca, sorup soruşturulmuş, bu yaşlı sünnetçinin öldüğü haberi alınmıştı.
Uzunca bir aradan sonra tekrar dayımın köyüne gitmek nasip oldu. Gerçi köy şehire bağlanmış, mahalle olmuş. Dayım, bir köylülüğümüz vardı onu da elimizden aldılar diyerek sitem ediyor.
Çok katlı binalar, villalar, beton yollar...
Arabalar sayesinde mesafeler kısalmış ama insanlar birbirinden uzaklaşmış. Bırakın kilometrece uzaktaki komşuyu, yan komşuyla bile görüşen yok.
Herkes kendisine ait yeni bir dünya kurmuş. Fanus içindeki bu yeni dünyada komşunun, akrabanın yeri yok denecek kadar az.
Dilencilerin, hızarcıların, sünnetçilerin geçtiği patika yolların  yerine yapılan araba yollarından, ekmek, dondurma ve manav arabaları geçiyor artık.
Köylüyüm diye geçinenlere, ekmek, domates, salatalık, patates, yumurta, süt, peynir, yağ satıyor girişimci ruha sahip şahıslar. 
Kısacası o eski köy eski insanlarla birlikte gitmiş, yerini alan mahalle ise ruhsuz bir yapıya bürünmüş.

 

Önce sağlardan başla

 

Bak şu mezar benim dedeme ait, yani senin grandfather’a ait. Bu mezar benim babaanneme yani senin grandmother’ına ait. Şu babamın dayısının, şu henüz çocukken ölen halam...
Köydeki aile mezarlığını ziyaretleri sırasında adamın birisi oğluna mezarlıkta yatanların kimler olduğunu anlatıyormuş. 
O sırada amcaoğlu mezarlığa gelmiş. 
Merhabalaştıktan sonra bizimki oğluma mezarları anlatmaya devam etmiş. Bunu gören diğeri söze girmiş:  “Yahu bırak çocuğa ölüleri tanıştırmayı, önce sağlardan başla. Mesela benim kim olduğumu anlat...”

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

2.00