Çocukluktan Yetişkinliğe “BAĞIMLILIK”
Bağımlılık, genel olarak bir nesneye, kişiye, ya da bir varlığa duyulan önlenemez istektir. Gereksinim duymaktan fazlasıdır. Herkes bir miktar bağımlılık duygusuna sahiptir. Her birimiz kaç yaşında olursak olalım, ne kadar olgun olursak olalım, hayatımızda, doyum verici bir ana veya baba figürünün bulunmasını isteriz . Eğer bu arzular yaşamımızı yönetmeye ve varlığımıza egemen olmaya başlamışsa bu “Bağımlılıktır”.
Aslında bağımlı olarak isimlendirdiğimiz kişiler, bağımlı annelerin yetişkin çocuklarından başkaları değildir. Sevdiği insanları kaybetmektense ölmeyi bile tercih edecek olan bu insanlar, psikiyatrinin acil vakaları olarak da adlandırılıyor çünkü kaybettiklerinde çektikleri acı fiziksel acılardan bile fazladır. Sevilmeyi çok arzu ederler sanki içlerinde bir boşluk, dipsiz bir kuyu vardır ve bir türlü tamamen doldurulamaz. Yalnızlığa katlanamazlar. Kendilerini tümüyle, başkalarıyla olan ilişkileriyle tanımlarlar.
Bağımlılık, sevgi gibi görünebilir ancak sevgi değil sevgisizliktir. Çünkü o insanların, kendilerini bir başkasına şiddetle bağlamasına neden olan bir güçtür. Vermekten çok almanın peşindedir.
Çocuğun bu bağımlılık halini kullanacak tek kişinin biz olmadığımızı, tehlikelerin beklediğini unutmamak gerekir. Bağımlı yetişen çocuk, sigara, alkol, uyuşturucu, çete, tarikat, yasal olmayan yollar, onu kötü etkileyecek diğer kişilere de bağımlı olur.
Psikoterapi bu hastalar için tercih edilen tedavi yöntemidir ve psikoterapi ile hastanın yavaş yavaş kendi yaşamlarını etkileyen kararlar almaları sağlanabilir. Sonuçlar genelde uzun süreli tedavi sonucunda gerçekleşir. Kişinin kendine güven geliştirmesi ve daha bağımsız olmaya yönlendirilmesi tedavinin temel hedefidir.
Bağımlılık nasıl oluşur?
Eğer anne ve baba “o daha küçük doğru yapamaz ve seçemez, nasıl olsa büyüyünce öğrenir” tutumunda ise çocuk öğrenmek için gereksinim duymaz ve gelişme fırsatı bulamaz. Örneğin;
• İlk yürümek istediğinde yüreklendirilmesi ve düşmesine müsaade etmeli,
• Giysilerini kendisi seçmek istediğinde isteklerine saygı gösterilmeli,
• Yemeğini kendi başına yemek istediğinde izin verilmeli,
• Alışverişini yaparken onun fikri de alınmalı,
• O doğmadan tüm detayları düşünülerek hazırlanan odasında uyumasına izin verilmeli.
Bütün bu izinler verilmez herşeyi ben daha iyi yaparım düşüncesiyle yaptırılmaz ise çocuk, yapacağı işlerde hep başkasına gereksinim duymayı öğrenir. Oysa öğrenmenin gerçekleşmesi için gereksinimin olması gerekir.
Çocuğun bağımlılığının en önemli sebeplerinden biri de ailenin aşırı koruyucu tutumlarıdır. Hatanın temelinde çocuğun isteklerini önceden sezip o istemeden yerine getirmek yatar. Her istediği daha istemeden yapılan çocuk kendi işini yapamaz. Hata bile yapmasına fırsat verilmez . Çocuk sorunlarla başa çıkmayı da kendine yetmeyi de öğrenemez. Tabi bu durumda çocuk kaçış gösterecek, aşırı bağımlı bir davranış sergileyecektir.
Bağımlılığın bir diğer sebebi de sevgi eksikliğidir. Çocukluklarında sevilen ve özen gösterilen çocuklar, kendilerini değerli ve sevilmeye lâyık bulurlar. Kendi kendilerine karşı dürüst oldukları ve bu niteliklerini korudukları sürece de sevileceklerinden ve özen gösterileceklerinden emin olarak yetişkinliğe adım atarlar. Halbuki sevgisiz ya da sevginin düzensiz bir biçimde gösterildiği bir ortamda büyüyen çocuklar, yetişkinliğe adım atarken böyle bir iç güvenden yoksundur. Pasif bir biçimde başkalarının, hatta çocuklarının, kendileri için mutluluk ve doyum kaynağı oluşturmalarını beklerler. Mutsuz ve doyumsuz oldukları zaman, bundan başkalarını sorumlu tutarlar. Sonuçta sürekli olarak kızgınlık duyarlar. Bu nedenle, bir başkasına bağımlı olmak için kendinize izin vermeniz, kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüktür.
Çocuklarımızın bizden akıl sorması hoşumuza gider. Onlar da hep sorarlar. Ama eğer her şeyi bizim bildiğimizi ve onun beceremeyeceğini öğretmişsek kendi başına bir şey yapamaz hale gelir. Oyun oynamak yerine dizimizin dibinde olmayı tercih eder. Tuvalete bile giderken bizi ister, bizimle gelir. Okula gitmek istemez, çünkü biz olmayacağızdır. Ödevlerini yapamaz, bize sorar. Çantasını hazırlayamaz, odasını toplayamaz, arkadaşlarıyla baş edemez. Hep bize gerek duyar. Meslek seçerken, eş seçerken, hepsini gururla yaparız. Sonra birden fark ederiz ki bizsiz hiçbir şey yapamıyor. Büyüdü ama hala biz bakmak zorundayız. O zamana kadar fark edip , yardım alıp sorunumuzu çözmediysek gerçekten telaşlanırız. Bu aslında çocuktan çok bizim sorunumuzdur, çünkü karşımızda kendine yetemeyen bağımlı bir büyük vardır.
Bağımlılığın Belirtileri
• Önemli konularda kendi başlarına karar veremezler,
• Toplum içerisinde pasif davranışlar sergilerler,
• Eleştirilme, kınanma, onaylanmama gibi yaklaşımlarda kolaylıkla incinirler,
• Yalnız kalmaktan aşırı derecede korkarlar,
• Bir ilişki bittiğinde büyük acı çekerler,
• Normal yaşam gereklerini yerine getiremezler,
• Terkedilme korkusu taşırlar,
• Kişisel sorumluluktan kaçınırlar,
• Aşırı derecede sevgi gösterilmesine ihtiyaç duyarlar.
Bağımlılık, sevgi gibi görünebilir ancak sevgi değil sevgisizliktir. Çünkü o insanların, kendilerini bir başkasına şiddetle bağlamasına neden olan bir güçtür. Vermekten çok almanın peşindedir.
Çocuğun bu bağımlılık halini kullanacak tek kişinin biz olmadığımızı, tehlikelerin beklediğini unutmamak gerekir. Bağımlı yetişen çocuk, sigara, alkol, uyuşturucu, çete, tarikat, yasal olmayan yollar, onu kötü etkileyecek diğer kişilere de bağımlı olur.
Psikoterapi bu hastalar için tercih edilen tedavi yöntemidir ve psikoterapi ile hastanın yavaş yavaş kendi yaşamlarını etkileyen kararlar almaları sağlanabilir. Sonuçlar genelde uzun süreli tedavi sonucunda gerçekleşir. Kişinin kendine güven geliştirmesi ve daha bağımsız olmaya yönlendirilmesi tedavinin temel hedefidir.



Yorum gönder