Gereksiz Çekinme Hallerimiz
İleride yapamadıklarına üzüleceksin, yaptıklarına değil
Bir yıldan daha uzun süredir S. ile birlikteydik. Her aşk gibi bizimki de çılgınca başlamıştı. 2 aydan beri görüşemiyorduk. Ben işim gereği sık sık ülke dışına çıkıyordum. İkimiz de iyi okumuş, entelektüel ve ekonomik anlamda eşit durumdaydık. Şehre döner dönmez ilk işim onu aramak oldu. Hemen görüştük ve özlem giderdik.
“Beni özledin mi?” diye sordu
“Herkesi özledim” diye cevap verdim.
“Sen özledin mi?” dedim
“Tabii, ben de herkesi özledim. Ne dersin sence biz evlenebilir miyiz?” diye sordu.
“Sanmıyorum ikimiz de özlemeyen duygusuz kişileriz ...”
Benim gibi duygularına karşılık alamamaktan korkuyordu; utandığı, çekindiği konularda ilk adımı benden bekliyordu ve ben de ondan bekliyordum öncülük etmesini. Eğer ben, ‘evet çok isterim’ diye gerçeği söyleseydim ve o da aynı coşkuyla karşılık vermezse duygularımın çok incineceğini bildiğim için tedbiri elden bırakmadan cevap veriyordum. Bu böyle sürüp gitti.
Bugün fark ediyorum ki eğer o, ‘seni çok seviyorum’ deseydi ya da ben incineceğimden korkmadan onsuz yaşayamayacağımı söyleyebilmiş olsaydım, sebepsiz bir ayrılık yaşamaz, dünyanın en mutlu çifti olurduk. Söylenmeden ve yaşanmadan biten bu ilişki, gerçekten bitti mi bilmiyorum, ama şundan eminim ki o beni, ben onu beklentisiz, koşulsuzca hala seviyoruz. Bugun ikimizin de hayatı dolu. Eğer güvenli limanlardan uzaklara yelken açsaydık, yada meyvenin dalın en ucunda olduğunu hatırlasaydık, bugün herşey farklı olurdu…Sevgilerimle…..
Yazıma isminin bilinmesini istemeyen bir okuyucu mektubu ile başladım ona buradan teşekkür ederim. Hikayeden çıkardığım şu: Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.
Konuyu psikolojik bakımdan incelersek:
Aşırı derecede çekingenlik psikolojik bozukluktur. Çevremizde çok fazla çekingen insan vardır. Bizim kültürümüzde sessiz, uysal, itaatkâr olmak teşvik edilmiştir. Örneğin ‘kız gibi oğlan’ , ‘çok sakin, uysal’ sıfatları kültürümüzde çok yaygındır. Toplumumuzda % 10 kadar insan bu sorunla karşı karşıyadır. Psikolojide bu duruma çekingen kişilik bozukluğu veya sosyal fobik bozukluk adını veririz. Çekingen kişiler için yargılanmak ve kaybetmek o kadar acı vericidir ki, hasta bir ilişkiye girerek risk almaktansa tamamıyla yalnız kalmayı tercih eder.
Hastalığın bilinen sebepleri:
• genetik,
• silik anne- baba,
• otoriter ebeveynlerin varlığı,
• aşırı koruyucu kollayıcı aile,
• hep eleştiren anne-baba
Eğer kişinin çocukluğunda yaptığı işler; beğenilmeyip hep eleştirilmiş, küçümsenmiş, kıyaslanmışsa potansiyel çekingenliğin temelleri o dönemlerde atılmış demektir.
Hastalığın belirtileri:
• kınanmak büyük acıya sebep olur
• Yakın arkadaşları yoktur
• İnsanlarla ilişki kurmaktan kaçınma
• Başkaları ile iletişim gerektiren aktivitelerden ve görevlerden uzak durma
• Yanlış yapma korkusundan dolayı sosyal ortamlarda utangaçlık
Kendine güven eksikliği ve yetersizlik hissidir
Utangaçlık ve çekingenlik, hayatımızı büyük ölçüde zorlaştırırken hastalıklara da davetiye çıkarıyor.
Utanma duygusu, kişilerin özgüvenlerini yitirmelerine neden oluyor. Toplumda hakettikleri yeri bulmalarına engel oluyor. En önemlisi de hayattan zevk almayı nerdeyse imkansız hale getiriyor. Utangaçlığın dozu arttıkça, endişeler kişinin benliğini iyice sarıyor ve zamanla bu kişinin iç dünyasına hükmetmeye başlıyor. Bir süre sonra panik atak, depresyon gibi ruhsal hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Utanma sendromu, hayatı size de yakınlarınıza da zehir edebilir. Davranışlarınızı bir psikolog gibi sorgulayarak doğru yolu bulmaya başlayabilirsiniz: Çekinmelerinizi bir kenara bıraktığınız zaman, hayat size çok daha güzel görünecek, çevrenizdekilerle rahatça iletişim kurabileceksiniz, sosyal hayatınız ve işinizdeki iletişiminiz de artacaktır.
Bu duygunun esiri olmamak elinizde. Utanmanızın nedenlerini her seferinde sorgularsanız, yaptığınızın yanlış ve saçma olduğunu anlamaya başlayacaksınız.
Tedavi sürecinde psikoterapinin ilaçlardan daha faydalı olduğu görülmektedir. Kişi ile terapist arasında güven ilişkisinin kurulması önemlidir. Böylece hastanın zamanından önce terapiyi bırakması önlenmiş olur. Çekingenlik hastalığının tedavisinde ailenin desteği büyük önem taşır.
Uyarı: Yazı bilgilendirme amaçlıdır. Doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz.



Yorum gönder