Dernekler ve kayıp kuşaklar
Kısa bir süre önce dernek işleriyle haşır neşir olmaya başlayan bir tanıdıkla sohbet ediyorduk. Dernek faaliyetleri nasıl gidiyor diye sorduğumda, “Çok iyi, 23 Nisan, 29 Ekim, 10 Kasım programları düzenledik.” diyerek cevap verdi.
Bu kişinin verdiği cevap aslında Kanada’daki Türk derneklerinin durumunu bir çırpıda özetliyor.
Kanada’da ilk temelleri 1970’lerde atılan Türk dernekleri, aradan geçen onca yıla rağmen halen Türkiye’deki milli bayramları kutlamaktan ve anma programı düzenlemekten öteye gidemiyorlar.
Belki 1960 ve 1970’lerde Kanada’ya göç eden, sayıları onlarla ifade edilebilecek birinci kuşak Türkler için, geldikleri ülkenin kültürünü ve milli günlerini hatırlamak bir anlam ifade edebilir, “homesick” hastalığına yakalanmışlara, yani vatan hasreti çekenlere şifa olabilirdi. Ancak, 2012’ye merhaba dediğimiz bir zamanda, yeni göç edenlerin yanı sıra ikinci ve de üçüncü kuşağa sahip bir toplum için bu tür etkinlikler makyaj malzemesinden öte bir anlam taşımıyor.
Sayımız 100 binlere dayandı, belirttiğimiz gibi ikinci ve hatta üçüncü kuşak var artık. Bu değişimler sonucu sorunlar da tamamen değişti. Çoğunluğu yitik bir birinci kuşaktan sonra daha kötü durumda ikinci ve üçüncü kuşak var: Üniversite eğitimi alanların sayısı son yıllarda az da olsa artmakla birlikte çok az. İşsiz ya da kötü işlerde çalışanların sayısı oldukça fazla. Gençler alkol ve uyuşturucu batağında. Uyuşturucu kullananların yanı sıra çok sayıda satıcı da var. Suç çetelerine üye olanlar ya da bizzat çete kuranlar var. Boşanma oranı yüzde 50’lere dayanmış durumda. Ruh sağlığı bozulan, ciddi anlamda psikolojik destek almaya ihtiyaç duyanların oranı da hiç azımsanmayacak kadar çok.
Ayrıca her yıl Türkiye’den 2 bin dolayında yeni göçmen bu ülkeye geliyor. Yeni bir ülke, sisteme adaptasyon derken bir yığın sorun ortaya çıkıyor.
İşte bu yüzden bize toplum adına ve yararına faaliyet gösteren, yalnızca Türkiye’nin değil, Kanada’daki Türk toplumunun sorunlarıyla ilgilenen derneklere ihtiyacımız var.
Şu anda mevcut derneklerin bu sorunlara eğileceği beklentisi içinde olmak sanırım fazlaca iyimserlik olur. Öyle ki, çoğu sadece tabela derneği konumundalar, fiziki bir mekana sahip olan hemen hemen yok gibi, aktif görünenler de sadece Türkiye’nin milli bayramlarını kutlamaya formatlanmışlar. Bazıları da geçtiğimiz sayıdaki yazımızda belirttiğimiz gibi Büyükelçiliğin emrinde sivil görünümlü emir erleri olarak faaliyet gösteriyorlar.
***
“Sivil görünümlü emir erleri” başlıklı yazıdan sonra çok sayıda email ve telefon aldık. Okuyucularımızdan gelen tepkileri birkaçı hariç genel olarak tebrik amaçlı idi. Duyarlılık gösteren herkese buradan teşekkür ediyoruz.
***
Federasyon Başkanı’nın yazdığı ancak bir başka kişinin adresinden gönderilen bir e-posta dikkatimi çekti.
E-posta, Kanada Türkleri Konseyi (CTC)’nin düzenleyeceği Gençlik Kongresi ile ilgiliydi. Bu elektronik postanın bir kısmını aynen aktarıyorum: “... Bu çalışma, Kanada’da bizlerden sonraki ikinci kuşak gençlerimize, bilgi, yetenek, arkadaşlık grubu, bilim adamı/kadını, akademisyen ve politikacılarla tanışma fırsatı vermektedir. İlerici, yurtsever ve cumhuriyetçi kuşağın, aydınlık yüzlü ve gelecekli çocuklarına büyük katkı sağlayan, Atatürk ilke ve devrimlerini bizden sonraki kuşaklara taşıyacak gençleri yetiştiren bu çalışmaya, üye dernek ve toplum üyelerimizi, toplumsal dayanışmamızı göstermeye, katkı koymaya, gençlerimizi katılmaları için teşvik ve cesaretlendirmeye davet ediyorum...”
Demek ki neymiş! Bu kurultaylar, ilerici, yurtsever ve cumhuriyetçi kuşağın, aydınlık yüzlü ve gelecekli çocuklarına büyük katkı sağlıyor, Atatürk ilke ve devrimlerini bizden sonraki kuşaklara taşıyacak gençleri yetiştiriyormuş.
Keşke bizi de bu kurultaylara davet edip aydınlık yüzlü ve gelecekli –ne demekse- çocuklardan biri olmamız için katkı sağlasalardı da bu kadar gerici olmasaydık!..



Yorum gönder