Baird’in mesajları ne anlama geliyor?
Think tank kuruluşlarında çalışan bir İranlı arkadaşım bir sohbet esnasında “Türkiye’nin Kanadalılara tanıtımı için birşeyler yapmamız lazım” dedi.
Bu öneriye karşı cevabım: “Türkiye her yönüyle çok önemli bir ülke konumunda. Merak eden varsa, ki merak ediyorlar, kendileri tanımak için çaba göstersinler. Bizim Türkiye’yi tanıtmaktan çok onların Türkiye’yi tanımaya ihtiyacı var.” şeklinde olmuştu.
Cevabıma paralel gelişmelerin izlerini görüyoruz bugünlerde. Daha düne kadar Türkiye’de olup bitenlere seyirci kalan bir Kanada vardı, bugün ise durum bambaşka.
Özellikle Kanada medyasının Türkiye’yi yeniden keşfettiğine şahit oluyoruz.
Benim asıl ilgimi çeken ise Dışişleri Bakanı John Baird’in yayınladığı mesajlar.
1999 Marmara Depremi gibi büyük doğal afetlerden sonra geçmiş olsun şeklinde ya da Lübnan Savaşı sırasında Kanada vatandaşlarının bölgeden tahliyesindeki desteklerinden dolayı teşekkür etmek için Kanada tarafınca Türkiye için mesaj yayınlandığı olurdu ama şimdi durum daha farklı.
Dışişleri Bakanı Baird, ilk sürprizi şehit edilmesinin üzerinden yaklaşık 30 yıl geçtikten sonra Albay Altıkat için yayınladığı mesajla yaptı.
Daha sonra Ankara’da yapılan bombalı saldırıyı ve Hakkari’de 20’den fazla askerin ve sivillerin öldüğü terörist saldırıları kınayan Baird, mesajında PKK’nın Kanada’nın terörist örgüt listesinde olduğunu hatırlattı ve Türkiye’de meydana gelen bu alçakça saldırıları kınadıklarını ve Türk halkının yasına ortak olduklarını söyledi.
Dışişleri Bakanı John Baird’in Van Depremi’nin ardından Türkiye’nin acısını paylaştığını belirten mesajının ardından en ilgi çeken mesaj ise Cumhuriyetin ilanının 88’inci yıldönümü dolayısıyla yayınladığı kutlama mesajıydı. Daha önce Cumhuriyetin ilanının yıldönümlerinde böyle bir mesaj yayınlandığına ben şahsen şahit olmadım.
Türkiye ile Kanada’nın sağlam birer dost olduğu bu mesajların ortak noktası.
Hatırlarsanız birkaç ay önce “Stephen Harper’ın Türkiye ile imtihanı” başlıklı bir haber yayınlamış ve Harper’ın Türkiye’ye gitmek istediğini duyurmuştuk. O dönemde Başbakan’ın iletişim direktörlüğünü yapan kişi de CANADATÜRK’’e yaptığı açıklamada “İki ülke için uygun olan bir zamanda Başbakan Stephen Harper Türkiye’yi ziyaret etmek istiyor” demişti. Biz de haberimizde “Ermeni soykırımı meselesi yüzünden Kanada’ya kızgın olan Türkiye’nin bu isteğe nasıl bir cevap vereceği merak ediliyor.” ifadelerini kullanmıştık.
Bize gelen bilgilere göre gezinin bu yıl içinde muhtemelen Ekim ya da Kasım aylarında gerçekleşmesi hesaplanıyordu. Ancak anlaşılan Türkiye, yıllar önce dönemin Dışişleri Bakanı Peter MacKay’e “gelme” dediği gibi Harper’a da “gelme” diyor.
Bakan Baird’in mesajlarını biraz da bu çerçeveden okumak lazım.
Bu mesajlar tek başına ilişkileri düzeltmeye ve Harper’a vize verilmesine yeter mi?
Bu soruya cevap verebilmemiz için Türkiye’nin Kanada’dan ne istediğini bilmemiz lazım.
Örgüt bildirisinden farkı yok
- Laik ve Cumhuriyetçi 17 sivil toplum kuruluşunun çatı örgütü...
- Laik Cumhuriyetimizin kuruluşunu çeşitli etkinliklerle...
- Laik Cumhuriyete gönül bağı olan, tüm ilerici, yurtsever, ve laik toplum üyelerimizi...
- Atatürk ilke ve devrimlerinin azimli ve gönüllü birer koruyucusu olmaktan duyduğumuz büyük onurla...
- Eserlerinin yılmaz bekçisi olduğumuza dair sözümüzü yinelemek için...
- Cumhuriyetimizin çağdaş yüzü olan sizlerin...
- Türk Toplumunun Cumhuriyetçi, Atatürkçü, çağdaş katılımcılarına...
...
Bu cümleleri üç ayrı kuruluşun düzenlediği organizasyonların duyurularından aldım. Bu duyurularda kullanılan dil arızalı bir dil ve örgüt bildirilerinden bir farkı yok.
Cumhuriyet Bayramı ile ilgili bir duyuru hazırlanıyorsa, yukarıda örneklerini verdiğim ayrımcılık kokan bir dil yerine “Cumhuriyet Bayramını kutlamak için düzenlemiş olduğumuz etkinliğe tüm toplum üyelerimiz davetlidir.” şeklinde bir dil kullanmak çok mu zor?



Yorum gönder