Kelin ilacı olsa…
Türkiye’de bir televizyon kanalında ekonomi muhabirliği yaptığım yıllardı. Birgün İstanbul Topkapı’da bir fabrika çalışanlarının grev başlattığı bilgisi geldi. Yanıma kameramanı da alarak olayı haberleştirmek için fabrikaya gittim. Onlarca işçi fabrikanın önünde bekliyordu. Kamerayı görünce bir tanesi hemen öne atladı ve kendilerine yapılan haksızlıkları anlatmaya başladı. Aldıkları maaşı, ne kadar maaş istediklerini, sosyal haklarını vs. uzun uzun anlattı.
O konuştukça kan beynime sıçrıyordu. Beyaz yakalı bir kişi olarak benim aldığım maaş onların aldığı maaşın yarısı bile değildi. Sigortamız asgari ücretten yarım gün olarak yatıyor, fazla mesai verilmiyor, bayram ve tatil günleri mecburi çalışıyorduk. Ne prim ne de ekstramız vardı. Sendikalı değildik, dolayısıyla toplu sözleşme ve grev hakkımız yoktu.
Haklarını savunmaya, seslerini duyurmaya gittiğimiz işçilerin değil, bizzat bizlerin yardıma ve desteğe ihtiyacı vardı. “Burda ne işimiz var” diyerek kameramana “gidiyoruz” işareti yaptım ve bir saniye görüntü almadan oradan uzaklaştık. Televizyona gittiğimde şef haberi sordu. Durumu ona da izah ettim, hak verdi.
O günden sonra da toplu sözleşme ya da grev haberlerinin hiçbirine itibar etmedim.
***
Başkaları için yaşayan kişiler arasında gazeteciler başı çekiyor. Sendikacıların da gazeteciler gibi başkaları için yaşadığını ise yeni öğrendim.
Toronto’da bir işçi sendikasında 9 yıldır görev yapmış bir toplum üyesi ile sohbet ettik bir süre önce. Görev yapmış diyorum çünkü yakın bir zamanda yapılan sendika seçimlerinde desteklediği grup seçimi kaybedince yeni gelen yönetim tarafından işten atılmış. Onunla birlikte avukatından sekreterine kadar çalışanların tamamına yakınına kapı gösterilmiş.
Sendika çalışanlarının işten atmak bu kadar kolay olmasa gerek diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Kuzey Amerika’da sadece kamu sendikalarında çalışanlar sendikalıymış. İnşaat sendikalarında çalışanlar ise sendikalı değilmiş.
Bu arkadaş ve diğerleri seçim sonuçları açıklandığında işten atılacağını anlayınca kendilerine apar topar bir sendika aramaya başlamışlar. Çoğu sendika sözkonusu sendika ile sürtüşme yaşamamak için yanaşmamış ama bir tanesi evet demiş.
Şimdi bu sendikanın yardımıyla hem seçim sonuçlarına itiraz etmişler hem de işe geri alınmak için dava açmışlar.
Kendi çalışanına sorgusuz sualsiz kapıyı gösteren bir sendikanın bundan sonra asli görevini nasıl yerine getireceği kocaman bir soru işareti.
Ya işçileri sendikalı olmaları için örgütleyen ancak kendileri sendikasız olan sendika çalışanlarına ne demeli...
Format değişikliği şart
Kanada genelinde belli başlı şehirlerde düzenlenen Türk festivalleri Türk toplumunun tanınırlığına, toplum bireylerinin kaynaşmasına çok ciddi katkılar sağladı.
Bu festivaller sayesinde Türkiye’den folklor grupları, saz ve ses sanatçıları, mehter takımı ve değişik sanat dallarının temsilcileri Kanada’ya geldi.
Daha önce hayali bile kurulamayan başarılara imza atıldı.
Ancak 5-6 yılın sonunda artık bu festivallerin ciddi bir format değişikliğine ihtiyacı olduğu açık. Aksi halde kendisini tekrar eden festivallere ilgi azalacaktır.



Yorum gönder