Ne olacak bu PKK’nın hali!..
Ramazan’da terör saldırılarının azması ve şehit sayısının artması, ülkemizi yeniden yol ayrımına getirdi. Terörü sonlandırmak için iki çarenin var olduğu zannedilir: Şiddet kullanarak başını ezmek, köklerini kurutmak veya karşılıklı tavizler vermek, barışcıl yöntemle kanı durdurmak, orta yolu bulmak... Aslında her zaman bir üçüncü yol daha vardır. Türkiye’de ve gurbetteki Türkiyelilerin dilinde, kalbinde, gönlünde aynı özlem hissediliyor: Yeter artık, sabır taşı kırıldı; ne olacak bu PKK’nın hali!...
Ameller niyetlere göredir. Niyetler karanlıksa aydınlık yola çıkılması güçtür. İçte ve dışta bazı hain odaklar ve güçler PKK’yı bitirmemek için direniyorlar. Kürtler elinden silahı bırakırsa pazarlık güçlerini kaybedermiş... Verdikleri şeytani akıl bu! Oysa gelinen nokta tam tersine doğru işliyor. PKK şiddette ısrar ettikçe Kürtler, elde ettiği kazanımları kaybetme riski taşıyor.
Tarihimiz boyunca, hiç bir isyancı hayal ettiklerini elde edememiştir, hep aksiyle tokat yemiştir. Kabakçı Mustafa’dan Şeyh Bedreddin’e Patrona Halil’den Şahkulu isyanına kadar ayaklanmalara kısaca bir göz atınız. Şahkulu’nu bizzat öldürtenin, isyan emrini veren Şah İsmail olduğunu göreceksiniz. PKK isyanı da bir savaş değildir, ayaklanmadır ve isyancıların iki dünyada da yatacak yeri yoktur. Oyuncağı kuranlar oyuncaktan bıkınca oyuncağı parçalar, çöpe atar. PKK pimi çekilmiş serseri bir bomba, mayındır. Kendisini gümletmesine az kaldı!
Ortada yakın geçmişte Sri Lanka’da yaşanan Tamil Kaplanları örneği bulunuyor. 30 yıl süren ayrılıkçı terörün ardından Norveç’in devreye girmesiyle Sri Lanka hükümeti 2006 yılından itibaren ateşkes ilan etti ve silahların bırakılması ile ilgili barış görüşmeleri taraflar arasında Cenevre’de yapıldı. Sonuçta, Tamil Kaplanlarının asla silah bırakmaya niyeti olmadığı üç yıl sonra başlayan terör olayları ile anlaşıldı. Tıkanan görüşmelerin peşi sıra Sri Lanka hükümeti ordusunu Tamil Kaplanlarının bölgesine sürdü. Sonuç 20 binden fazla ölüydü, milyonlarca Tamil ise yurt dışına kaçtı.
Bugün Batı ülkeleri ve Hindistan’da 6 milyon Tamil ilticacı konumunda. Tamillerin lideri Vellupillai Prabhakaran dahil örgütün tüm elebaşları öldürüldü ve örgüt ülke içinde bitirildi. Kanada’da 300 bin Sri Lankalı var, çoğu Tamil. Burada barış içinde birbirlerini öldürmeden yaşıyorlar. Colombo hükümetinin 2009 ve 2010 katliamlarına BM dahil tüm dünyanın sessiz kaldığını PKK’lıların dikkatine arz ederim. Silah bırakmayan terör örgütü masum değildir.
ABD ve AB ülkelerinin acizlikten Suriye’deki katliamlara müdahale edemediği, Libya’ya ise 2 aydır NATO yardımıyla müdahale ettiği halde durumu daha da kötüleştirdiğini hatırlayalım. Dış konjontürün ekonomik krizlere kitlendiği bir dönemde, kimse PKK’yı dinlemez. Türk ordusu ve polisinin ortaklaşa büyük ve gerçekci bir operasyon düzenlenmesi halinde rahatlıkla yok edilebileceği beş bin PKK militanına dünya kamuoyunda hiç kimse yas tutmayacaktır. PKK, eğer ‘KCK ile dağdan şehre indik, şehirleri yakarız’ diyorsa, şehirlerdeki bin beşyüz kişilik yapılanmalarının tüm isim ve adreslerinin emniyet güçlerinin elinde bulunduğunu unutuyorlar. Bol katliamlı politikalara yol yaparak Ankara hükümetini yanlış yapmaya zorlamakla Kürt hakları savunulamaz!
AK Parti’nin yürüttüğü Kürt açılım paketini PKK militanları ve BDP, Ergenekon ile dirsek temasında baltaladı ve ellerine koca bir hiç geçti! Kürtlerin ülke nüfusunun yüzde 20’si olduğunu varsaysak bile yüzde beş oy alan BDP’nin Kürtlerin tamamını temsil etmediği açık. BDP’nin PKK’nın borazanı, sözcüsü olduğu ise bariz belli, hatta belgeli ve partilerini kapatacak kadar da aşikâr. O halde horozlanmaları nafile çaba! Kürtlerin üçte ikisi AK Parti’ye oy verdiğine göre pazarlık güçleri zayıf. Kürtlerin hakları bugün çiğnenmiyor, tersine pek popülerler, son 2 yılda yayınevleri habire Kürtlerle ilgili kitap basıyor. Ülkemizdeki Lazlar ve Çerkezler Kürtlere tanınan hakları kıskanmaya başladı.
O halde PKK kime güveniyor? Elbette, 1998’den beri PKK’yı taşeron örgüt olarak kullanan ve denetimine alan Mossad’a bel bağlıyorlar. Oysa Ankara hükümetinin İsrail ile ilişkileri limoni ve eskisi gibi Genelkurmay’da odaları, MİT’de eğitmenleri yok. Ülkemizin her tarafını dev kulaklarıyla dinleseler de, etkili olamıyorlar. Ancak yüzlerce ajanları bölgede cirit atıyor. PKK’yı cesaretlendiriyor, organize ediyorlar.
Bu zamana kadar Ergenekoncu askerler, Mossad ile PKK işbirliği olmasaydı, çoktan terörün kökleri kurutulmuştu. PKK, 1980 ile 1987 arasında Diyarbakır Cezaevinde yapılan işkencelerle zorla doğurtuldu. Kasıt vardı. Daha sonra PKK’yı kullanmayan istihbarat örgütü kalmadı, ‘Yedi Kocalı Hürmüz’e döndü. Devletin karanlık yüzü elini uyuşturucudan, insan kaçakçılığından, silah ticaretinden çekmeden PKK veya Kürt sorunu bitirilemez. Birbirinden beslenen vampirleri mağaralarından çıkartmayacak hamleleri yapmanın zamanı geldi. Maalesef halen Hakkari’de 16 tane PKK kampı var, bazıları eskiden beri bizim askeri birliklerimize 3-5 km mesafede. Kimse kimseye güvenmiyor. Halkın korkusu bitirilip, belirsizlik devletine güvene dönüşmeden açılım ve yatırım paketleri hikayedir...
O halde üçüncü yoldan başka mantıklı seçenek kalmıyor. Bölgeye gelecek beş bin kişilik özel eğitimli polis timlerinin aynı personeli, 2 yıl değil 10 yıl orada kalacak ve halk ile iç içe, kardeşce yaşayacaktır. Öldürmeye değil yaşatmaya geliyorlar. Bu sefer, 1993 ile 1996 periyodunda ‘bin operasyonla onbin kişiyi faili meçhul cinayet’ ile yok eden Ergenekon’un silahlı örgütü JİTEM yok! Ergenekon’un karanlık general ve subayları hapiste yargılanıyor. İsrail ülkemize batamıyor! ABD, Irak ve Afganistan’da çuvallamış, yeni maceradan uzak duruyor. Ekonomik krizlerle boğuşanlar, ekonomik patlama yapan ülkemizin dinamizmini pörsümüş PKK ile durduramaz...
Bundan sonra, halkın dinine, inancına, gelenek ve göreneklerine saygılı, devletin gülen yüzünü gösterecek bir polis kuvveti görev başında olacak. Kandil Dağında göstermelik şovlara da ihtiyaç kalmayacak, zira yalandan dağ taş dövmekle, 18 yaşında dağa zorla çıkartılmış fidanları öldürmekle terör sona ermez. Vatandaşı yaşatırsan, devlet bölünmeden yaşar!..
FARUK ARSLAN
- 28 Şubat’ın dehşet planı!
- Kanada’nın sosyal yakınlaşma modeli
- Kırk satır mı kırk katır mı önemli?
- Cemaatçi paradigmanın yükselişi!
- Son Gladyo Kılıç ve gurbetçilerimiz!
- Yeşil, Kara ve Kürt Ergenekon!
- Ermeni kızımıza söyledim, Kürt gelinimiz anlasın!
- Medeniyet mirasımızın sorumluluğu!
- Ne olacak bu PKK’nın hali!..
- Bilinen şikenin bilinmeyenleri!



Allah doğruyu seçmeyi her kuluna nasip etsin.
Daha sık yazıp bi yerleri yönlendirmelisiniz diye düşünüyorum. Allah vatanımızı düşmanlardan korusun.Saygılarımla...
Yorum gönder