Anasayfa | YAZARLAR | FARUK ARSLAN | Bilinen şikenin bilinmeyenleri!

Bilinen şikenin bilinmeyenleri!

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font

Futbolda şike skandalı spor dünyasında bulunan veya yakından takip eden spor gazetecilerinin yıllardır bildiği bir olaydı. Kimse kral çıplak diyemedi ve kendisini dokunulmaz sananlara dokunmak zorunluluk haline geldi. Aslında kimse de şaşırmadı.
Bilinen şikenin bilinmeyenlerini bilenler halen suskun. Onlarca gazete ve televizyonlarımızda spor yazarlığı yapan ve bol keseden atan uzmanlarımızın neden bugüne kadar bu konuda yorum ve haber yapmadığı sorgulanmıyor. Şikenin ortasında yüzüyorsunuz, haber size hergün çarpıyor ve görmezlikten geliyorsunuz.
Asıl skandal spor gazeteciliğinin içinde bulunduğu içler acısı durumdur. Kamu yararına çalışması beklenen spor gazetecileri kokuşmuş ve yozlaşmıştı. Kangren haline gelmiş birikmiş cerehata neşter vurması gerekenler al gülüm ver gülüm ilişkisi içinde olursa böyle olur.         Iskalanmaması gereken gerçek, şike operasyonları ile Ergenekon’un para musluklarına vurulan darbedir. Piyasada dönen kapital ve kara para milyarlarca dolar. Hesap vermeyen sözde imparatorlar haksız şampiyonluk ve kupalarla sanal bir kredi ve güç merkezi oluşturdu. Kağıttan kaplan krallıklar er geç yıkılmaya mahkumdur. Tarafların kızgınlığını anlıyorum, ben de 6 yaşından beri koyu Fenerbahçeliyim. Buna rağmen duygusallığı bir kenara bırakıp, mafya ve çete düzenine son verilmesini arzuluyorum.
İlk şike olayını duyduğumda 14 yaşındaydım. Yıl 1983 ve Trabzon’un art arda şampiyonluk kazanmasından canı iyice sıkılan efsanevi Fenerbahçe Spor Klubü Başkanı Ali Şen devredeydi. Transfer ettiği en iyi Sırp kökenli futbolcularla taraftarın Sırp oyuncu tepkisine rağmen iyi bir takım kurmuş, ancak beklediği sonuçları takım alamamıştı. Maç alamıyorsan hakem satın almanın daha ucuz olduğu yıllardı. Zaten futbolculara o yıllarda astronomik ücretler ödenmiyordu. ‘Topçu’ olmak ‘Rock’cu olmakla eşdeğerdi, yani ipsizlik sapsızlık demekti. Şen Başkan’ın hakemleri ayarladığını sağır sultan bile duymuştu. O yıllarda askeri lisede beden eğitimi öğretmenimiz rahmetli Nihat Gülşen 1. lig hakemiydi. Nedense hep Fenerbahçe maçlarına verilirdi. Her maç sonrası bizle geyik muhabbeti yapar, Ali Şen’in kendisine teklif ettiği son model araba rüşvetini ballandıra ballandıra anlatırdı. Araba anahtarını nasıl yüzüne fırlattığını söyler, bizde yeni terlemiş bıyıklarımız altından güler, elbette inanmazdık. Gülşen, futbol federasyonun verdiği uçak bileti harcırahını alır, kendi arabasıyla maçlara gider ve tasarruf ederdi. Bu nedenle ret edilen araba ve ev rüşvetlerini bir kalemde geri çevirdiğine inanamazdık. Uçakla gitmesi gereken maça arabasıyla giderken bir trafik kazasında vefat etti. Futbolcu transferinde de Şen başkan mahirdi. En iyi futbolcular alnırdı, bu nedenle üç büyük takım dışında son 30 yıldır lig şampiyonu çıkmadı, çıkamadı.
Eğer Beşiktaş lig şampiyonluğunu göğüslemişse bilirdik ki, mafya babası Alaaddin Çakıcı’nın borusunu ötmüş ve rakipleri Fenerbahçe ve Galatasaray’ın mafya düzenini alt etmiş... Çakıcı, Beşiktaş’ın MİT kökenli başkanı Süleyman Seba ile dirsek temasında iş pişirir ve işi bitirirdi. Futbol manajerliği sistemini mafya düzenine dönüştüren Çakıcı, hiç bir futbolcunun kendilerine haraç vermeden bir takımdan diğerine satışına, transferine izin vermezdi. Ligin popüler futbolcusunu rakip takımdan kaçırmada görevli çete mensupları vardı. Beşiktaş’ın kolej takımı hüviyetinde olduğu ve kadrosunda fazla yabancı bulundurmadığı yıllardı. Bu nedenle en iyi yerli futbolcunun kafalanması gerekirdi. Çakıcı’ya yurt dışına kaçması için 1998’de sahte kırmızı ve yeşil pasaportlar sağlayanlar MİT mensuplarıydı ve Seba Başkan’ın yakın dostlarıydı. MİT’in üst düzey elemanı Yavuz Ataç bunlardan biriydi. Beşiktaş Yönetim Kurulu ve yöneticileri seçen üye ve delegeler içinde Çakıcı’dan icazet almayanların yükselme ve seçilme şansı zayıftı. Futbolda korku düzeni, şikenin konuşulmamasını gerektiriyordu. Rüşvetin belgesi olmaz derler. Telekulak çeteleri çıkana kadar en azından öyle sanılırdı. Derin devlet içinde başkasını dinleme modası 1990’lı yıllarda başladı ve mafyanın şantaj metodlarını devreye soktu. Mafyası olmayanın korumasıda yoktu, başarılı olma şansı da...
Galatasaray Futbol Kulübü’nde işlerin nasıl döndüğünü az çok bilenlerin başında Habertürk Genel Yayın Yönetmeni ve eski Galatasaray Yöneticisi Fatih Altaylı gelir. Zaten şike skandalının ardından yazdığı köşe yazılarında, “Bizde Galatasaray olarak masum değiliz, eğer bu yıl ligde şampiyonluğa oynasaydık, Fenerbahçe’nin başında dolaşan kara bulutlar ve suçlamalar bizim içinde geçerli olurdu” babında itiraflar kaleme aldı. Galatasaray’ın işlerini yürütenlerin Eski Emniyet Gemel Müdürü, İçişleri Bakanı ve Demokrat Parti başkanı Mehmet Ağar olduğunu spor camiası bilir de bilmezden gelir. Adnan Polat’ın hakimiyetinden ziyade Ağar ekibinin kulübün yönetiminde ağırlığından bahsetmek daha yerinde olur. Galatasaray ekolü, mason locaları, TÜSİAD ve Büyük Kulüb’ye veya diğer tabirle İstanbul baronları ve medya devleri arasında Fransız Büyük Mason Locasına bağlı olanlarla irtibatlıdır. Netice itibariyle ülkemizde futbol futboldan ibaret değildir, bacasız bir endüstridir. Galatasaray, aslan payını alanlardandır. Elit güruhumuz için Galatasaray’da etkin olmak prestijin yanısıra ayrıcalık demektir. Galatasaray’ın başarısı için yapmayacakları fedakârlık yoktur. Aşırı başarı hırsı, rutin ve kanun dışına çıkılmasına yol açıyor. Oysa futbol sadece bir spor oyunundan ibaret olsaydı ve ‘ iyi oynayan kazansın’ temennisiyle yetinilseydi ortada şikede olmazdı. Üç büyüklerin ligi ilk üç sırada bitirme zorunluluğu ve Avrupa’da oynayarak taraftarını memnun etme telaşı, yöneticileri olmaması gereken ilişkilere sürüklüyor.
Fenerbahçe Cumhuriyeti adlandırılan kulübümüz üzerinde psikolojik başarı baskısını en fazla hissedenlerden. Neredeyse 25 milyon taraftarı var, en yüksek düzeyde fanatik ve ateşli taraftara sahip bir takım. Kaybetme lüksü yok. Üst üste beş maç kaybetse teknik direktörü kim olursa olsun istifasını vermek zorunda kalır. Ülkemizde kabiliyetini ispatlamış her futbolcu, heyecanla kapağı Fenerbahçe’ye atıp, 33 yaşında emekliye ayrılmadan kesesini doldurma rüyası görür. İlk 11 oyuncu içinde yer alan oyuncunun yıldızı parlar. Birden yurdumuzun en meşhur ismi haline gelir. Fazla kitap okumayandan, köylüden şehirliden mürekkep yalamış aydınlara kadar erkekler arasında futbol muhabbeti yapacak kadar futbol kültürüne sahip olmak zaruriyettir. Aksi halde muhatabınızla sohbet konusu bulamayabilirsiniz. Genç yaşta meşhur olmuş futbolcular gazetelerde hergün kendilerinden bahsedilmesinden ve Hollywood yıldızı gibi karşılanmaktan haz duyarlar. Futbol gündemini takip etmeyenin cahil sayıldığı toplumuzda futbol dünyasındaki insanların kendisini dev aynasında görmesi normaldir. Aslında bunların hepsi anormaldir! Hukuk dışılığın neresi doğru, Allah aşkına!
Neden mi? Her konuda abartıyı, şekilciliği ve mübalağayı seven insanımız için Fenerbahçe’nin başarısız olma ihtimali, stres yapar. Kimde yapar? Elbette bu derin ve en köklü kulübü yönetenlerde ve taraftarlarda. Fenerbahçe’nin başarısızlığı ülke nüfusunun üçte birinin mutsuzluğu olarak satılmaktadır. Son yıllarda medyada bu kulüple ilgili olumsuz bir haber okuduğumu hatırlamıyorum. Spor gazetecileri, bu zengin ve derin kulübümüzle çatışmamak için özenle koruma yapar. Bir kısmının yemlendiği ortadadır. O halde boğazına kadar şikeye batanlar sadece başkan Aziz Yıldırım ve futbolculardan ibaret değildir. Başkan Yıldırım taraftarın ve kulüp üyelerinin nabzına göre kişniyen bir matadordur. Başarısızlığı affetmeyen kitlesini tatmin etmek isteyen Başkan Yıldırım, maç da satın alır, hakem de, rakip futbolcu da. Bu gerçeği, yıllardır bilmeyen yok olduğu halde kimse yanlışa direnmemiş, centilmenliğe yanaşmamıştır. Anadolu kulüplerinin lig şampiyonu olması hazmedilememiştir.
Aziz Başkan’ın Fenerbahçe’yi şampiyon yapmak için yıllardır kimle çalıştığını spor camiası ve medyası iyi biliyor. Sedat Peker’in başını çektiği mafya grubu 2001 yılından beri neredeyse her futbolcu transferinde müdahil olmuş, şike operasyonlarında kuryelik yapmış, hakemler üzerinde baskı oluşturmuştur. Türkiye Futbol Federasyonu söz konusu baskıyı bilmesine rağmen ses çıkarmamıştır ve Başkan Yıldırım’ı kendisini imparator olarak görmeye alıştırılmıştır. Peker kardeşlerin yönettiği veya etkisi altında olan menajerlik sistemi yozlaşmış ve tekelleşmiştir. Sivas Spor Başkanı Mecnun Odyakmaz’ın yanısıra Giresun ve Rize kökenli mafya elemanları, Fenerbahçe cumhuriyetinin pis işlerini yapan taşeronlara dönüşmüştür.
Üç Ergenekon davasında da sanık pozisyonunda olan Sedat Peker’in yatacak yeri yok, daha doğrusu var, hapishane... Beraberinde epey insanı da sürükleyecek gözüküyor. Aziz Yıldırım’ın ülkemizde NATO’nun inşaat işlerini yaptığını ve Ergenekon Terör Örgütü üyesi olduğu ileri sürülen üst düzey generallerin yardımıyla askeri ihaleler kaptığı yine herkesin bildiği ama bilmemezlikten geldiği bir gerçek. Fenerbahçe yönetiminde de yer alan bazı emekli subayların darbe girişimlerine maddi ve manevi destek sağladığı ise nedense henüz medyaya sızdırılmadı. Futbolda şike operasyonunu Ergenekon’un mali kaynaklarını kesme girişimi olarak görmemiz gerekir. Bu vesileyle futbolda kirli bağırsaklarımızın temizlenmesiyle, futbolumuza adalet ve eşitlik gelecektir. Geçtiğimiz ay içinde bir süredir Toronto’da bulunan Fenerbahçe’nin eski santrafor ve ligimizde iki defa gol kralı olmuş Zafer Biryol ile yaptığımız Tim Hortons muhabbetinde şike skandılını operasyondan önce ayrıntısıyla konuşmuştuk. Kanada’da kabiliyetli futbolcu keşfedip ve çocuklarımızı eğitip ligimize kazandırmak için gelen Biryol’un şu sitemini unutamıyorum: Messi’yi bulsam bile menajerlik mafya düzenini aşıp bu futbolcuyu 1. lig takımlarına pazarlamam mümkün değil. Önce 3. ligden başlatıyoruz, oysa büyük kulüplerimiz çete düzeninden kurtulsa ülke futbolumuza nice yeteneklerini direkt kazandırabiliriz. Haraç sistemini aşamıyoruz.
Zafer Biryol’un samimi ve iyi niyetli duası tuttu. Futbolda vesayet düzeni ve statüko yıkılıyor ve yepyeni bir ufuk doğuyor. İddiaların ispatlanması halinde verilecek cezalara tarafların şeriatın kestiği parmak acımaz gözüyle bakacağını ve taşkınlık yapmayacağını ümit ediyorum. Futbol sadece futbol olmalı ve gerçekten iyi olan kazanmalı...

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (2 gönderilen)

avatar
gerçek sahipler )))))))) 05/08/2011 20:28:21
faruk bey yazınızdan tek kelime anladıysam türkiyeye fransız olayım.söylediklerinizin çok daha fazlasını çocuklar biliyor, ayrıca yazınızın ana teması olan transferlerde alınan komisyon şike sınıfına girmez, aslında sizin bu kadar etkisiz bir yazı yazmanız bu operasyonun şike operasyonu olmadığının delillerindendir benim için.Şike denilince sorgusuz sualsiz asılacak adamlar, sezonun ilk yarısı puan ikinci yarısı para toplayan kulüpler,savcının kendi memleketinin elinde mahkeme kararı, konuyu çok uzatmayayım çok geri gitmeye gerek yok bursasporun başkanının trabzon maçı öncesi trabzona borcumuzu ödedik sözü, buca-trabzon maçı atılan 2. gol, caferin itirafları vs. vs. vs.
Günlerce hiç durmadan çok açık seçik şike yi yazabiliriz.Şike yok demiyorum hatta türk futbolu şikeden ibaret diyorum şikeyi çıkar geriye futbol namına bir şey kalmaz türk futbolunda..Milli takımı bile şike çukurunda yuvarlanan bir ülkeyiz.Fakat Aziz yıldırım a ve Fenerbahçeye yapılan bir şike operasyonu değildir Aziz yıldırımı sevdiğimden değil FB zarar vermeye başlamıştı çoktan gitmesi gerekiyordu hele bursa maçında 55 000 kişinin Guiza yı yuhaladığında şeref trübününde kalkıp bütün taraftarı yok sayıp Guizayı alkışladığının ertesi günü istifa ettirilmeliydi.
FB şike yapmazda demiyorum fakat şike operasyonu tamamen FB operasyonuna Aziz Yıldırım oprs. dönüştü, en masum şike oprs.da futbol seyircisi hariç herkesin tutuklanması bazı klüp yöneticisi ve başkanlarının mahkeme bile edilmeden cezalandırılması gerekir.
Her geçen gün asıl sebebin Aziz yıldırımın beyefendi tarafından uyarılmasına rağmen kazandığı ihaleye girmiş olması olduğu açıkca ortaya çıkıyor.ihaleye giren diğer kişi tüpraş ihalesinde beyefendinin arayıp çekil seni başka yerde kollayacağım dediği bu tel görüşmesinin ergenekon tele kulağına takıldığı ve dolmabahçede takas edildiği söylenen kasedin kahramanı olunca çıkarılan gürültü normal geliyor...
Çok iyi Çok kötü
2
Uygunsuzları bildir
avatar
kasvet 05/08/2011 20:14:32
Faruk abi YAS hakkindaki goruslerini bekliyoruz. Gerci Onder Aytas Hoca yazmis haberx'de ama sendende bir degerlendirme bekliyoruz en kisa zamanda
Çok iyi Çok kötü
1
Uygunsuzları bildir
toplam: 2 | gösteriliyor: 1 - 2

Yorum gönder

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

2.25