İki yahşi cazibe!
Azerbaycan’ın iki karası petrol ve havyar, ülkenin iki yahşi cazibesi… Atv’de yayınlanan ‘Yahşi Cazibe’ dizisini seyrediyor musunuz? Ben bayılıyorum. Azerbaycan’ın şirin Türkçesi, kavuşulamayan aşk öyküsü ile bir sitcom şahaserine dönüşmüş durumda. Zaten aşıklar kavuştu mu aşkta, dizi de biter! Azerbaycan denilince aklıma ilk önce Hazar denizi sonra petrol gelir. Bakü’ye gideniniz varsa bilir, bir de Hazar’ın ‘Somon’ veya ‘Mersin’ balığı. Kanada’nın somonunda yumurtalar sarı, fazla değeri yok ama kara havyar çıkan Hazar somonu altın değerinde…
Hazar, dünyanın en büyük kapalı havzası. Havyar, bu büyük su birikintisini ünlü yapmaya yeterli. Batılı mutfakların lüksü sayılan, zengin sofralarını süsleyen ‘kara havyar’ın büyük bölümü Hazar’dan elde ediliyor. ‘Nere’, ‘Beluga’, ‘Asetrin’ veya Azerilerin kısaca ‘ag balık’ dediği, ağırlığı 150 kilograma kadar varabilen bu balıklar, dünyanın hiçbir bölgesinde bulunmuyor.
Kılçıksız olmaları nedeniyle balıkseverlerin ilk tercihi Hazar’a mahsus ‘Beluga’ adlı ağ balık cinsi. Bakü‘ye gelipte tadanların damaklarında unutulmaz bir tat bırakıyor. Azerilerin balık tüketme yüzdesi çok düşük. Balıktan ziyade Azeriler, iyi para eden balığın yumurtasına, yani ‘kara havyar’a önem veriyor. Havyar, Azerbaycan’ın petrolden sonra en büyük ihracat ürünü. Milli servet sayılıyor. Avlanması ve satışı devlet kontrolünde.
Eğer sınırdan geçerken üzerinizde havyar ile yakalanırsanız, ‘kaçakçılıktan tutuklanabilirsiniz. Ben yakalattım da… Sınır görevlilerine ‘hörmet’ veya ‘ şapka’ denilen yeşil dolar ‘şirinliği’ vererek kurtuldum. Havyar pek pahalıya patladı!
Kara havyar, bozulmaya müsait bir ürün olduğundan muhafazası zor. Doku yenileyici, enerji verici ve cinsel gücü artırıcı özelliği var. Azeriler, balığı “nar şarap” denilen narın mayalandırılmasıyla elde edilen nar süzmesi sosla yiyor. Bu balığa doyum olmuyor.
Ancak benden size uyarı; sakın yaz aylarında balık yemeye Bakü’ye gitmeyin. Çünkü, yazın balık yemek yasak!.. Azeriler bu yasağı kısaca “Ayın içinde ‘R’ harfi yoksa balık yemeyin” kuralıyla özetliyorlar. Kuralı anlamak için önce Azeri lehçesinde ayların yazılışı ve Türkçe karşılıklarını hatırlatayım:
Yanvar (Ocak), Fevral (Şubat), Mart (Mart), Aprel (Nisan), May (Mayıs), Iyun (Haziran), Iyul (Temmuz), Agus, (Ağustos), Sentyabr, (Eylül), Oktyabr (Ekim), Noyabr (Kasım), Dekabr (Aralık). Görüldüğü gibi Azericeye göre dört ayın yazılışında ‘R’ harfi yok; May, Iyun, Iyul, Agus. Yerseniz zehirlenme riskiniz var.
Şimdi aklınıza bu balıkları yemeyiz, başka balıklar yeriz fikri gelebilir. Lakin Azeriler başka balıkları balıktan saymadığı için lokantalarda, pazarda bulmanız zor. Mesela Azerilerin ‘kirke’ dediği hamsinin yüzüne ucuz olduğu halde bakan yok. Hamsiyi sadece Ruslar, Lazlar ve Azeri Lezgileri satın alıp, temizleme ve pişirme zahmetine katlanıyor.
Niçin yazın balık yenmediğine dair Azeriler çelişkili teoriler anlatıyor. Kimi, ‘yazın balık kokar, hemen bayatlar’ diye zehirlenme korkusundan balık yemiyor. Kimisi, “R’siz dört ay, balıkların yumurtlama dönemi, hem balıkların lezzeti kaçıyor.” şeklinde açıklama getiriyor. “Balık tutulur tutulmaz deniz kenarında pişirilip taze yenirse, yaz aylarında da olabilir, aksi halde şehire gelen balık tehlikelidir“diyenlere de rastladım.
Anlaşılmaz bir balık fobisi var ülkede. Dine atfedilen, ancak tarihsel olarak gerçeklik ihtimali bulunmayan, halk arasında yaygın bir rivayeti duyunca, pes dedim doğrusu! Rivayet şöyle: “Peygamber Efendimiz döneminde Hazar kıyısında yaşayan topluluklardan Müslüman olanlar, hem Hac yapmak hem de Peygamberimizi görmek maksadıyla Mekke’ye yola düşer. Kafile yola çıkarken beraberinde Hazar’dan pulsuz, kurutulmus balıkları yol azığı olarak götürür. Yolun yarısında balık yiyen kafileden büyük bölümü zehirlenerek ölür. Durum Mekke’ye gelindiğinde Peygamberimize arz edildiğinde güya Efendimiz, “pulsuz balık yemeyin” diye tavsiyede bulunur.
O gün, bugündür Azerbaycan’da ‘pulsuz balık haramdır’ anlayışı hakim ve taassuba varan, bilinc altına yerleşmis bir balık fobisi mevcut. Pek çok yerde pulsuz balık yiyene büyük bir günah işliyormuş gibi bakılıyor. Eskiden balığa iltifat etmeyenler Sovyet sonrası dönemde, geçim sıkıntısı nedeniyle yasakları çoktan deldiler. Azeriler artık yazın da balık yiyor, pullu pulsuz ayırt etmiyor!
ESRA COŞKUN
- Çamlıca gazozundan başkası hikaye mi?
- Ruh ikizime aşığım, ya siz...
- Brahma’nın kafası, kast belası!
- Unutulanlardan olmayınız, efendim!
- Kanada hapishaneleri ve L tipi Türk hapishaneleri
- Ölmeye vatan yahşi, yaşamaya Kanada!
- Hipnozla İngilizce olur mu, olmaz mı?
- Haremde cariye olmak varmış!
- Aydın havası, aydın duruşu olsun!
- Facebook hesabımı kapattım, kalanlara selam olsun!



Yorum gönder