Anasayfa | YAZARLAR | ESRA COŞKUN | Unutulanlardan olmayınız, efendim!

Unutulanlardan olmayınız, efendim!

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font

Kanada’da yaşayan Türklerin büyük bir kısmı kendisini unutmuş, unuttuğunu da unutmuş durumda! Kayıp insan hikayeleri dinlerken hep hüzünlenirim. Kolektif bir kültürden gelip bireysel kültürün içinde kaybolanların sorunu, özlerini inkârla başlıyor. Ne tam Kanadalı olabiliyorlar ne de tam Türk ve Müslüman kalabiliyorlar.
Üç gerçek hikaye anlatacağım, belki ders çıkaranlar olur.
Kanada’ya 30 sene önce, 30 yaşında gelen Türk işadamı, iş hayatında başarılı ama aile yaşamında başarısız olur. Herşeyi vardır. Üç tane lüks villası, son model sıfır arabası, emrinde 30 kişinin çalıştığı, yılda milyon dolar kazandıran bir şirket. Ancak işkolik olan Türk dostumuz, ailesini ihmal etmiştir. Çocuklarının nasıl büyüdüğünü bile hatırlamamaktadır. Eşi evinde hapistir, yalnız yaşamıştır. Gecenin geç saatlerine kadar süren iş toplantılarında olan beyinin iş kadınlarıyla oynaşdığını tahmin bile edememiştir. 20 yıllık evlilikleri yıkılmış, çocukları babalarından nefret ederek büyümüştür. Babaları zengindir ama kuruş koklatmamaktadır. 2008’de başlayan ekonomik krizle işleri ters gitmeye başlar. Ona gıpta ile bakan işçileri artık düşman kesilmiş, hergün tonla küfür yağdırmaktadır. 2011’de iflasını ilan eder, evleri, arabası, işyeri elinden çıkmakla kalmaz birkaç yüz bin dolar da borç kalır. Ne eski eşi ne de çocukları ona yüz verir.
İkinci Türk vatandaşımız 62 yaşındadır, ama halen kira parası vermemek için çalıştığı inşaatlarda yatan bir inşaat ustasıdır. Çok cimridir. Tim Hortons’a iş arkadaşları ile gittiğinde hiçbir zaman eli cebine gitmez. Kahveyi hep başkasına aldırtır. 30 yılda yememiş içmemiş, para gider diye evlenmemiş ve 500 bin dolar para biriktirmiştir. Memleketinde bir çiflik satın almış, içine büyük ve küçükbaş hayvanla doldurmuştur. 65 yaşında emekli olup son günlerini memleketinde geçirmeyi hayal etmektedir. Çifliğinin bakım ve görüm işlerini üniversite yıllarından tanıdığı, halen doçent olan bir arkadaşına vermiştir. Hiç bir akrabasına güvenmemektedir. Arkadaşı 15 yıldır kira vermeden, elde ettiği geliri de göstermeden rahat bir yaşam sürer. Bizim ihtiyar ise halen amele gibi inşaatlarda çalışmakta ve para biriktirmektedir. Geçenlerde inşaatdan düşer, bir ayağı kırılır, belinde fıtık oluşur. Kısa süre sonra ise geçirdiği kalp krizi ile hayata gözlerini yumar. Onu arayıp soran, cenazesini kaldıran ne eşi, ne çocukları ne akrabası ne de samimi bir arkadaşı çıkar.
Üçüncü dostumuzun durumu aslında hukuki skandaldır. 40 yıl boyunca üç defa evlenip boşanan ve ilk evliliğinden olan oğlunu 5 yaşından beri görmeyen Türk, kazandığı tüm malının mülkünün vekaletini bir Kanadalı avukata vermiştir. Dilenci gibi yaşamış, inşaatlarda sürünmüştür. Herkes onu fakir sanmaktadır. Çünkü diğer iki Türk örneğinde olduğu gibi hiçbir Türk’e, vakfına, derneğine veya camisine hayrı dokunmamıştır. Bir trafik kazasında hayatını yitirdiğinde cenazesine gelen oğlu, babasının avukatından kendisine miras kaldığını öğrenir. Uzun süre oğlanı süründürdükten sonra avukat 100 bin dolar verir. Oysa daha sonra yapılan araştırmada, avukatın babasının hesabından 400 bin doları  zamana yayarak çektiği ortaya çıkar.  Yemeyenin, yedirmeyenin malını işte böyle yerler!
Üç hikayeden çıkarılacak dersler çok fazla. Kendini, ailesini, akrabalarını unutanların, Türk toplumunu dışlayanların, gerçek arkadaşı olmayanların sonu hüsrandır. Çünkü, en başta Allah’ı unutmuşlar, Allah da onları kendi kendilerine unutturmuştur. Unutanların sonu unutulmaktır.
Yeni yılınızı kutlarken, unutulanlardan olmayınız diyorum, efendim!

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır
  • Düz metin Düz metin

Tagged as:

Bu yazı için etiket yok

Bu yazıyı oyla

1.00