Aydın havası, aydın duruşu olsun!
9. Türkçe Olimpiyatları’nın şarkı finalinde juri üyesi olan yapımcı Sinan Çetin konuşmasında insanlara Türkçe’yi sevdirdiği için Fethullah Gülen Hocaefendi’ye teşekkür etti. Kıyamet koptu. Sosyal medyada Çetin’e ağza alınmayacak hakaretler edildi, pişman edilmeye çalışıldı. Yok kapitalistmiş de, bir maddi çıkar peşindeymiş de falan filan... Kıvırtmayalım, Çetin sağlam bir aydın duruşu sergiledi, bunu da, oyna ama Aydın havası olsun diye yapmadı! Ayakta alkışlanacak bir organizasyona hakkını teslim etti. Türkiye’yi ve Türkçe’yi tanıtacak böyle etkin ve güçlü başka bir organizasyon var mı?
Yıllarca Koç Grubu sponsorluğunda TRT, 23 Nisan Dünya Çocuk Bayramı çerçevesinde Ankara’da dünya çocuklarını toplar, bir hafta boyunca ağırlardı. Biz de Atatürk’ün çocuklara hediye ettiği bayrama yabancılar da katılıyor diye gurur duyar, sevinirdik, gözyaşları içinde onları seyrederdik. Milliyetçilik duygularımız kabarırdı. Ancak bu çocuklar Türkçe konuşmaz, konuşamazdı. Kendi ülkelerinin folklor ve kültürünü tanıtırdı. Ne olduysa bu etkinlik önce sponsorunu, sonra da havasını kaybetti. Nedeni açık değil mi? Daha iyisi var iken kim takar Türkçe bilmeyen dünya çocuklarını!
Çetin’in teşekkürü sırasında sarfettiği “Milliyetçiliği Hrant’ın katillerine bırakmadığı için” ibaresi ajite edici ama doğru bir tespit idi. Olumlu milliyetçilik ile olumsuz milliyetçilik arasındaki çizgiyi ve farklılığı gösterdi. Türk milliyetçiliği adına bir Ermeniyi, bir rahibi veya bir misyoneri öldürmek mi Türkiye’yi yüceltir, yoksa dünyanın dört bir yanında insanlara tertemiz, duru Türkçemizi ve onun hoşgörü dilini öğretmek mi? Hangisi daha iyi Türkiye lobiciliğidir ve aksiyonerdir? Elbette Mevlana’yı, Yunus Emre’yi tanıyan dünya çocuklarına ‘gelin tanış olalım’ dedirtmektir gerçek milliyetçilik...
Çetin’in konuşmasındaki aydın duruşu önemliydi: “Burada olmayan, hangi nedenle olmadığını bilmediğim büyük bir düşünür, din adamı bir insana teşekkür ederim. Ona teşekkür etmemin en önemli tarafı bu ülkeyi, bu insanları, bu dili sevdirdiği için, Orhan Pamuk’a ‘seni öldüreceğiz’ diyenlere bu ülkeyi bırakmadığı için. Bu ülkede, bu ülkeyi sevmenin bir suç olmadığını hatta gurur verici olduğunu dünya ile bütünleştirdiği için... “
Çetin haklı. Sevgi ve aşk her zaman kin ve nefreti yener. Zeytin dalı uzatma kültürü Anadolu’nun kültürel zenginliğidir. 130 ülkeden yurdumuza gelen 1000 dünya çocuğu bizim gibi Türkçe konuşurken, 25 ilde etkinliklerle tören havasında ağırlanırken Çetin bir gerçeği, Türkiye’yi sevmenin bir suç olmadığını hatırlattı. Komiktir ama bizim devlet kendisini sevenleri kötü baba gibi hep dövmüştür; pek çok komünist, ülkücü, muhafazakâr, Alevi ve Ermeniyi hapishanelerde çürütmüştür.
Olimpiyatlar bütünleşme mesajı veriyor. ‘Bizden bir cılk çıkmaz’, ‘bir cacık ayran olmaz’ diyenleri haksız çıkarıyor. Aşağılık kompleksini yenmemizi sağlıyor. ‘Her iyi mutlaka cezalandırılır’ kültürünü bozmanın vaktidir. Çetin’in duruşu bu saçmalığa direniştir. Devlet bakanı Egemen Bağış da Atatürk’ün ideallerini sözde değil, gerçekten gerçekleştiren ve gurbette vatan hasreti çeken okyanus ötesindeki kutlu insana aydın duruşunu gönderdi.
Beğendiğim şairlerden Yavuz Bülent Bakiler’in aydın duruşu da hoşuma gitti. 3. Murat Osmanlı padişahı iken Osmanlı İmparatorluğunun 23 milyon kilometrekare toprak yüzölçümüne kavuştuğunu söyledi. Tarihte Türklerin 16’sı imparatorluk seviyesinde toplam 117 devlet, krallık veya hanlık kurduğunu ifade etti. Dünyada bu kadar devlet kurmuş ve yıkmış ikinci bir millet yok! Bakiler’in asıl dikkat çektiği husus, Osmanlıların bu denli büyük iken Türkçe’yi dünya dili kılmaması ve Türk kültürünü yaymaması. Bunu bugün gerçekleştirenlerin Osmanlı’nın ötesinde işler yaptığını söylerken, belki de abartmıyordu. Takdir edersiniz veya etmezsiniz, Atatürk’ün hayallerini gerçekleştirenler, konuşurken mangalda kül bırakmayan elitlerimiz, ‘Beyaz Türkler’ değildi. “Salon milliyetçileri”, “kafatası ırkçıları”, “Güneş dili Türkçe” teorisyenleri hiç değildi. ‘Kara, Muhafazakâr Türkler’ başardı!
UNESCO tarafından 2011, ‘Evliya Çelebi Yılı’ ilan edildi. Olimpiyatlarda bu alanda ödüller verildi. 51 yılda 18 padişahlık döneminde 151 dilin konuşulduğu Osmanlı topraklarında karış karış dolaşmış ünlü seyyahımızı az tanıyoruz. Meğerse muhataplarıyla sadece gönül dilimiz Türkçe ile anlaşmış. Kalp lisanıyla, hal diliyle konuşmadık insan bırakmamış yaşadığı devirde.
Bir insana sahip çıkmamız, onu övmemiz için önce ölmesi mi gerekiyor? Aydın duruşu, ayrımcılık yapmayan, demokrasiyi özümsemiş, dik bir duruştur. Entelektüel isek, biz de bize biçilen oyunu düzgün oynayalım, hem Aydın efesi hem de aydın havası olsun!
ESRA COŞKUN
- Çamlıca gazozundan başkası hikaye mi?
- Ruh ikizime aşığım, ya siz...
- Brahma’nın kafası, kast belası!
- Unutulanlardan olmayınız, efendim!
- Kanada hapishaneleri ve L tipi Türk hapishaneleri
- Ölmeye vatan yahşi, yaşamaya Kanada!
- Hipnozla İngilizce olur mu, olmaz mı?
- Haremde cariye olmak varmış!
- Aydın havası, aydın duruşu olsun!
- Facebook hesabımı kapattım, kalanlara selam olsun!



Yorum gönder