Nereye kadar!
Belli bir kesim toplum içinde huzursuzluk çıkarmayı, ayrımcılık ve bölücülük yapmayı kendisine sanki görev edinmiş. Çok gibi görünürler ama aslında sayıları bir elin parmakları kadar ancak varlar.
Bu kişilerin yaymış olduğu negatif enerji yüzünden toplum üyeleri toplumdan, toplum faaliyetlerinden elini ayağını çekiyorlar.
Her yıl nüfus olarak sayımız hızlı bir şekilde artmasına rağmen toplum etkinliklerine katılan kişi sayısının sürekli azalmasında bu kişilerin etkisi hiç yadsınamaz.
İdeoloji körü olarak da adlandırabileceğimiz bu kişiler Toronto başta olmak üzere maalesef diğer şehirlerde de mevcut. Kendilerini dünyanın merkezi zanneden bu kişiler, maalesef hiçbir vasıfları olmamalarına rağmen sözde toplum kuruluşlarında aktif olarak görev yapıyorlar. Doğru dürüst bir eğitimi, işi ve kariyeri olmayan bu kişiler bir dernekte yönetici olmakla adam yerine konulduklarını düşünerek egolarını tatmin ediyorlar. Egoları öyle güçlü ki yönettikleri derneklerde kaliteli kişilerin barınması imkansız.
Bu yüzden herkes değişiyor bir tek onlar değişmiyor. Bu kişilerin en önemli özelliği de toplumun belli bir kesimini hor görmeleri ve sürekli aşağılamaları. Kendi inandıkları herşey doğru, başkalarının ki ise hurafeden ibaret. Fikir üretemediklerinden dolayı dogmatik söylemlere, klişelere sarılırlar. Ezberlerindeki klişeler bitti mi küfüre sarılırlar.
Atatürk, laiklik ve cumhuriyetin en büyük simsarlarıdırlar.
Bir elin parmakları kadar var olan bu kişiler arasında Türkiye’den olmayanlar da var. Dağdan gelip bağda huzursuzluk çıkaran bu kişiler, “dinime söven bari Müslüman olsa” sözünü hatırlatıyorlar.
Toplumda kredisi hiç olmayan bu kişiler maalesef krediyi resmi yetkililerden alıyorlar. Her söylenileni yaptıkları için gözdeler. Resmi görevlilerin de başka alternatifi yok açıkçası. Mücadele aynı kişilere karşı yapıldığı için kan uyuşması var. El ver, para ver, görev ver...
Şan yürüsün, raporlar yürüsün... Ancak nereye kadar!
Baharsız bir ülke
Kanada, gece ısıtıcının yandığı gündüz ise klima çalıştırmak zorunda kalınan ender ülkelerden olsa gerek. Bu yıl nisan ve mayıs ayını kışa eklediğimiz oldukça uzun bir kış geçirdik. Yağmura da fazlasıyla doyduk. Yaz geç geldiği için kışın da geç geleceğini umuyoruz. Böylece eylül ve ekimi de yaza katmış oluruz.
Güneşin ilk kez gerçek anlamda kendisini gösterdiği mayıs ayının son günü ise araçların ve evlerin klimaları çalışıyordu.
Dört mevsim olan bir ülkeden gelince iki mevsim doyasıya, baharlar ise haftalık yaşanan bir ülkeye alışmak zor.
Kanada’da iki mevsim var, birisi kış diğeri yol çalışması diyenler çok haklı. Otoyollar dahil pek çok yerde yol çalışması başlamış durumda. Kışın kar buz yüzünden, yazın ise bu yol çalışmaları yüzünden trafik işkencesi çekiyoruz.
Türkler için ise yaz Türkiye tatili demek. Okullar kapanmadan gidenlerin sayısı hiç de az değil. Kimisi ucuz bilet buldu diye, kimisi seçimde oy atmak için... Kadınlar ve çocuklar her zaman olduğu gibi önden gidiyorlar. Onlara tatil okullar açılana kadar. Beylerin tatili ise en fazla bir ay.
Looni ile Toonie
Bugün kullandığımız altın rengindeki 1 Dolar madeni paranın 1987 yılında tedavüle çıktığını, ön yüzünde Kraliçe Elizabeth’in resmi, arka yüzünde ise “common loon” adındaki bir dangıçkuşu çeşidinin resmi olduğunu, bu resminden dolayı “loonie” olarak adlandırıldığını, 11 köşeli olduğunu, en büyük madeni para olan 2 Doların, 2 Dolar kağıt para yerine 1996 yılında tedavüle çıktığını, ön yüzünde yine Kraliçe Elizabeth’in resmi, arka yüzünde ise kutup ayısı resmi olduğunu, 2 Doların “two-loon”dan yola çıkılarak “toonie” ya da “townie” olarak adlandırıldığını, 1 Dolar kağıt paranın 1989, 2 Dolar kağıt paranın ise 1996 yılında tedavülden kalktığını biliyor muydunuz?
MEVLANA'DAN
Aynada bir şekil görürsün hani,
senin şeklindir o, aynanın değil.
FOTOĞRAFLIYORUM

Toronto Harbour Front. Arkada milyon dolarlık condo daireler, karşı tarafta Toronto Island Airport ve adalar. Ontario Gölü sahili ise pislik içinde.



Yorum gönder