Kötüye iyi denir mi?
Kanadalılarda Kanada’ya ait olan her şeyin dünyanın en iyisi olduğunu sanma diye bir duygu var.
En iyi seçim sistemi, en iyi eğitim sistemi, en iyi emniyet teşkilatı, en iyi sağlık sistemi vs.
Belki bir 10 ya da 20 yıl öncesine kadar bu iddialı görüşü kabullenebilirdik ama bugün gelinen noktada iyi denilen şeylerin aslında iyi olmadığını görüyoruz. Görenler de bizim gibi Kanada’ya dışarıdan göç edenler. Kanada’nın yerlileri dış dünyadan bi haber oldukları için hâlâ kendilerinin her alanda en iyisi olduğuna inanmaya devam ediyorlar.
Sağlık sistemini ele alalım. Diğer eyaletlerde durum nasıl pek bilmiyorum ama Ontario’da sağlık sisteminden şikayet edenlerin sayısı giderek artıyor. Acil servislerde saatlerce beklemek, aile doktoru bulma zorluğu, ya da uzman doktorlardan randevu almak için aylarca beklemek gibi sorunların yanında sağlık personelinin yetersizliği ön plana çıkmaya başladı.
Teşhis koyamama, yanlış teşhis, yanlış tedavi veya doktor hataları sonucu hastaların hayatları riske atılıyor.
Bu yüzden özellikle göçmenler arasında Kanada dışında hastalığına çare arayanların sayısı hızla artıyor. Ucuz olduğu için diş tedavisi, saç ekimi, estetik operasyonlar, sağlık SPAsı gibi seçenekler için Türkiye’nin yolunu tutan Kanadalı Türkler şimdilerde diğer hastalıkların teshiş ve tedavisi için de Türkiye’ye gidiyorlar.
Soğuk algınlığı deniliyor, sinüzit çıkıyor; basit karın ağrısı deniliyor, mide delik çıkıyor; virus kaptın deniliyor, bir başka hastalık çıkıyor… Örnekleri sayfalarca uzatmak mümkün.
İyi doktorlarını başta ABD olmak üzere diğer ülkelere kaptıran, göçmen olarak aldığı doktorları taksi şoförü olarak çalıştıran, rekabete ve yeniliğe kapalı bir sağlık sistemine sahip olan bir ülkeden daha fazlasını beklemek yanılgı olur.
Ama asıl yanılgıyı hâlâ bu sistemin dünyanın en iyi sistemlerinden birisi olduğunu savunanlar yaşıyor.
Sağlıktan polis teşkilatına geçelim.
Kanada’daki emniyet teşkilatının dünyanın en iyisi olduğunu duyarsınız sürekli olarak. Belki istatistiki rakamlar böyle bir sonuç verebilir ancak bir vatandaş olarak duruma bir göz attığımızda iyi noktasında bizi tereddüte düşürecek büyük açıklar görmek mümkün.
Özellikle binalarda kiracı olarak yaşayanların aracına ya da evine hırsız girmeyen neredeyse kalmadı. Bu hırsızlardan yakalanını ve çalınanların geri iade edildiğini ben duymadım. Polisin bu tür olaylarda olay yerine intikâl etmede isteksizliği de bilinen bir gerçek.
Hırsızlar evlere ve araçlara girmekle yetinmiyor iş yerlerine de giriyor. Türk toplumuna ait iş yerlerinin, özellikle restoran ve marketlerin çoğuna hırsız girmiştir.
Hırsızlık vakaları bu kadar olmasına rağmen polisin suçluları yakalayamamasının mantıklı izahı yok.
Peki mala kastedenleri yakalayamayan polis, cana kastedenleri yakalayabiliyor mu?
Bu soruya da verilecek cevap: Hayır.
Kanada’da öldürülen çok sayıda Türk var. Bu kişilerin katilleri -eğer ölenin birinci derece yakını değilse ve olay yerinde suç üstü yapılmamışsa- nedense bulunamıyor.
Kanada genelinde binlerce cinayet dosyası “cold case” olarak raflarda duruyor.
Montreal’deki Dorval Camisi’ne son birkaç yıl içinde belli aralıklarla çok sayıda saldırı yapıldı. Faillerin bazılarının görüntüleri poliste olmasına rağmen yakalanan yok.
Polis, eğer medyatik ya da çok sansasyonel olmadıkça olayların üzerine gitmiyor izlenimi veriyor.
Ancak aynı polis radar ile yollarda pusu kuruyor, hız ve kural hatası yapan sürücülere göz açtırmıyor. Ceza üstüne ceza kesiyor.
Hırsıza ve katile karşı kuzu olan polis sürücülere karşı birden aslan kesiliyor.
Gün içinde arabasına hırsız girdiği için polisi arayan ve bu çağrısına cevap alamayan vatandaşın, yine aynı gün içinde 50 km hız levhası bulunan yolda 60 km ile gittiği için elindeki radar ile ağaç arkasına gizlenen polis tarafından durdurulup para ve puanla cezalandırılması polise olan güveni büyük ölçüde zedeliyor.
Diavik Elmas Madeni
Kanada’nın kuzeyinde, North West Territories sınırları içerisindeki Lac de Gras bölgesinde bulunan Diavik Elmas Madeni’nin dünyanın sayılı açık maden ocaklarından birisi olduğunu, 1992 yılında fizibilite, 2001’de inşaatına başlanan elmas madeninin 2003’te faaliyete geçtiğini, Yellowknife’ın 300 km kuzeyinde, Kuzey Kutbu’na ise 220 km. mesafede olan elmas madeninin East Island adındaki 20 bin metrekarelik bir ada üzerinde bulunduğunu, adaya ulaşımın donan göl üzerinde açılan yoldan (Şubat-Nisan arasında) ve havayolu ile yapıldığını, 2022 yılına kadar işletilmesi planlanan elmas madeninde yaklaşık 1000 kişinin çalıştığını, yılda 8 milyon karat yani 1500 kg. civarında elmas çıkarıldığını, toplam elmas rezervinin 95 milyon karat olduğunu, açık maden ocağıyla birlikte 2010 yılında yer altı maden kazılarına başlandığını, 2012’de de madenin tamamen yer altına ineceğini, açık maden ocağının şu anda dünya yüzeyindeki en büyük on delik arasında bulunduğunu biliyor muydunuz?


MEVLANA'DAN
Kâinat birbirine, sevgi ile zincirleme bağlanmış. Sevgini vermesini öğren; çünkü gönlün de anlasın ki hepsine yer varmış. Sevgisiz insandan, dünya, unutma ki korkarmış. Ya korkudan yana kaçar ya düşman olur kovalarmış.
FOTOĞRAFLIYORUM

Yurdum insanı Kanada’da da aynı...



Yorum gönder