Gerçekte sigortanız var mı?
Türk toplumu birbirine çok yakın, ancak sorunlarını kimse ile paylaşmıyor. Kol kırılır, yen içinde kalır misali. İşte size içimizden birilerinden ibret verici hikayeler! Kimileri dil bilmemekten kaynaklanıyor, kimileri Kanada’nın sistemini tam anlamamaktan... İsimler değiştirildi, ama, öyküler gerçek!
Mehmet
Kırk altı yaşında. Kamyon şöförü, sigara kullanıyor. Bir ayın üç haftasını, Amerika ila Kanada arasında yollarda geçiriyor. İşi tehlikeli ama dört buçuk yıldır iş göremezlik (Invalidite) sigortası var, o yüzden içi rahat. Ödediği primler de başkalarına göre çok ucuz olduğu için çok mutlu. Gerçek şu ki; Mehmet, başına bir şey gelse sigorta (Insurance) şirketinden tek kuruş alamaz. Çünkü sigorta eşinin adına yapılmış. Eşi sigara içmiyor. Mehmet’ten sekiz yaş daha küçük ve de ev kadını. Mehmet o nedenle “ucuz” prim ödüyor ve ucuz sandığı primler aslında tamamen boşa gidiyor.
Sonuç : Mehmet’e sigortayı satan kişi benzeri yolsuzlukları yaptığı için işten atılmış. Ama Mehmet’e boşuna ödediği para iade edilmiyor. Çünkü sigorta şirketi “imzaladığın kâğıtları dikkatli okumalıydın” diyor.
Ahmet ile Hatice
Yedi yıldır Mortgage sigortaları var. Kendilerine sadece üç soru sorularak imzaladıkları bir sigorta. Başlangıçta kan ve idrar tahlili de yapılmamış. Hatice, kansere yakalanıyor ve vefat ediyor. Ahmet, sigorta şirketinden parasını istemeye kalkınca sigorta şirketi “Ödeme yapmadan önce araştıracağız.” diyor. Sigorta şirketi, hastane kayıtlarında bundan yedi yıl önce Hatice’ye bir kere tansiyon ilacı verildiğini buluyor ve “Hatice, üç sorudan biri olan ‘yüksek tansiyon tetkik ve tedavisi görüyor musunuz?’ sorusuna ‘hayır’ demişti” denilerek ödeme yapmayı reddediyor. Ahmet itiraz ediyor, “benim eşim tansiyonla ilgili bir hastalıktan ölmedi ki! Kanserden kaybettik eşimi. Üstelik o gün hastaneye ağır bir virüs aldığı için gitmiştik. Doktarlar güçlü bir antibiyotik vereceklerdi. Eşim kilolu olduğu için tansiyonu yükseltebilir diye ona bir kerelik bu ilacı vermişlerdi. Konu bundan ibaret. Biz bunun tansiyon tetkik ve tedavi olduğunu nereden bilelim.”
Sigorta şirketinin yanıtı ise şöyle: “Biz zaten eşiniz o ilacı kullandığı için degil; bize yalan beyanda bulunduğu için anlaşmayı iptal ediyoruz.” Şimdi Ahmet sigorta şirketi ile mahkemelik. Haklılığıını kanıtlamak için kimbilir ne kadar zaman uğraşacak. O da kanıtlayabilirse...
Zehra ile Süleyman
Sekiz yıldır mortage sigortası ödedikten sonra Süleyman aniden geçirdiği bir kalp krizi sonucunda vefat ediyor. Zehra sigorta şirketinden parasını istediğinde şirket “önce bir inceleme yapacağını” söylüyor. Ve Süleyman’ın klinik kayıtlarında, her yıl check-up yaptırdığını buluyor. Süleyman kendisine sorulan üç sorudan birisi olan “Kanser tetkik veya tedavisi görüyor musunuz” sorusuna “hayır” dediği için sigorta şirketi ödeme yapmayı reddediyor.
Zehra zaten perişan bir haldeyken, kocasının her yıl check-up yaptırmasında ne gibi bir sakınca olduğunu soruyor. Sigorta şirketinin yanıtı şu: “Check-up yapılırken kanser markerları da kontrol edilir. Biz, kocanız her yıl check up yaptırdığı için değil ama, bize yalan beyanda bulunduğu için anlaşmayı iptal ediyoruz.” Zehra şimdi bir yandan üç çocuğuna hem anne hem de babalık yapmaya çalışırken, bir yandan da yakınının yardımı ile sigorta şirketine karşı hukuk savaşı veriyor.
Murat
Nakliye işi ile uğraşıyor. İş göremezlik (Invalidite) sigortası var. Kendisine söylendiğine göre çalışamazsa kendine atmış beş yaşına kadar ayda 2,500 Dolar ödenecek. Oysa gercek şu ki, boşu boşuna yüksek prim ödüyor. Çünkü başına bir şey gelirse, sigorta şirketi Murat’ın vergisini beyan ettiği geliri dikkate alarak kendisine en fazla ayda 1,150 Dolar ödeyecek. Hem de atmış beş yaşına kadar sadece toplam beş yıl ödeyecek.
Talat, Recep ve Zeynep kardeşler
Üçü de evli ve ortak bir bina alıyorlar. Erkek kardeşler sigortalarını yaptırıyor. Kız kardeş ve eşi olayın önemini kavramıyor, sigorta başvurusu yaptıkları halde bir türlü teslim almıyorlar. Tatile çıkıp Türkiye’ye gidiyorlar. Zeynep’in eşi Fikret Türkiye’de rahatsızlanıyor. Hastaneye gidiyor ve boğaz enfeksiyonu diye şüphelendikleri konunun lenf kanseri olduğu ortaya çıkıyor. Türkiye’ye gitmeden önce sigortasını almış olsaydı şimdi tedavi masrafları için elinde yüklü bir para olacaktı. Artık iyileşse bile, Kanada’da bir daha sigortalanmayacak.
Ayşe ile Mustafa
Ayşe kırk sekiz, Mustafa ise elli bir yaşında . On yıldan fazla süredir Mortgage sigortası ödüyorlar. Sonunda “boşuna para ödüyoruz biz” diyerek sigortalarını iptal ediyorlar. Altı ay sonra Mustafa kansere yakalanıp vefat ediyor ve Ayşe onca yıldır ödediği sigorta primlerine rağmen, sigorta şirketinden tek kuruş alamıyor.
İsmail
Otuz bir yaşında nakliyat işi yapıyor. İşi ağır ve her an belini incitebilir kaygısı ile iş göremezlik (Invalidite) sigortası yaptırmış. Atmış beş yaşına kadar başına bir şey gelirse diye endişelenmiyor, içi rahat. Oysa ki, atmış beş yaşına kadar geçerli sandığı sigorta, atmış beş yaşına kadar başına bir şey gelirse ona sadece iki yıllık ödeme yapıyor.
Sultan ile Hüseyin
Kırk altı yaşlarında bir çift. Hayat sigortaları var zannediyorlar. Er ya da geç öldüklerinde çocuklarına para bırakacaklarını düşünüyorlar ve bunun için altı yıldır prim ödüyorlar. Oysa sigortaları “term sigorta.” Her on yılda bir ödeyecekleri primler üç katına çıkıyor. Yani onuncu yılın sonunda iptal etmeleri gerekecek.
Bütün bunlar önlenebilir mi? Evet! Tek yapmanız gereken şey bir uzmandan ikinci görüş almak. İkinci bir görüş almak hem çok kolay hem de ücretsiz.
Genel bilgi sunmayı
amaçlayan bu yazı Investors Group Financial Services Inc. Financial Services
Firm tarafından hazırlanmış olup herhangi bir yatırım aracı alımı veya satımı
ile ilgisi yoktur. Lütfen kendi özel durumunuzu görüşmek için bir finansal
uzmana danışın. Bu konuda daha fazla detaylı bilgi için Investors Group Uzmanı Semiha Yesim
Karacova’ya danışabilirsiniz. Sigorta ürünlerinin dağıtım ve hizmeti I.G.
Insurance Services Inc, Financial Services Firm tarafından
gerçekleştirilmektedir.



Yorum gönder